|
10 -
MİRAC MUCİZESİ
O
dediyse, doğrudur
Resulullah,
mirac’da nimetlere bir
nice,
Kavuşup, avdet etti
dünyaya aynı gece.
Yani Mekke şehrine
teşrif etti göklerden.
Sonra, Ümmü Hânî’nin
evine geldi hemen.
Baktı ki, yattığı yer
henüz soğumamıştı.
Ümmü Hânî uyumuş, haberi
olmamıştı.
Hatta abdest suyunun
hareketi, leğende,
Henüz durulmamıştı
yerine geldiğinde.
Beytullah’ın
yanına giderek
Resulullah,
Anlattı mirac’ını
kâfirlere o sabah.
Ve lakin inanmayıp,
eylediler itiraz.
Dediler: (Bir gecede,
göklere gitmek olmaz.)
O gün, inatlarından
toplandılar bir yere.
Dediler: (Söyleyelim biz
bunu Ebu Bekr'e.
Bakalım bu habere, o ne
cevap verecek?
Zira o, akıllı ve
tecrübelidir de pek.)
Tam kanaat getirip,
inanmayacağına,
Büyük bir ümit ile,
gittiler hemen ona.
Dediler: (Ya Eba Bekr,
Mekke’den Kudüs'e dek,
Ne kadar zaman sürer,
bir defa gidip gelmek?)
Dedi ki: (Bir kaç defa,
o yolda ettim sefer.
Çok iyi biliyorum, bir
aydan fazla sürer.)
Kâfirler sevinerek,
dediler ki: (Doğrudur.
Tecrübeli adamın cevabı
böyle olur.)
Gülerek, sevinerek,
hatta alay ederek,
Ona, şöyle dediler çok
güvenç göstererek:
(Ama senin efendin diyor
ki: Ben, bu gece,
Göklere gidip geldim,
doğru mudur bu sence?)
Hazret-i Ebu Bekir, o
Server'in adını,
İşitince, onlara verdi
şu cevabını:
(O dediyse inandım,
evet, gidip gelmiştir.
Zira o, ömründe hiç
yalan söylememiştir.)
Sonra elbisesini giydi
ve çıktı evden.
Acele o Resul'ün yanına
koştu hemen.
Kalabalık içinde,
yükselterek sesini,
Şöyle tasdik eyledi
mirac mucizesini:
(Miracınız mübarek olsun
ya Resulallah!
Malım, canım, herşeyim
fedadır sana Vallah.
Sonsuz hamd ve şükürler
olsun ki Rabbimize,
Her şeyden habersizken,
tanıttı seni bize.
Ya Resulallah, senin,
doğrudur her kelamın.
İnandım miracına,
fedadır sana canım.)
Kâfirler, bu sözleri
işitip çok şaştılar.
Resul'ü, mahcup, hacil
etmeye uğraştılar.
Dediler ki: (Kudüs'e
gidip geldim diyorsun.
Göklere gittiğini iddia
ediyorsun.
Peki söyle bakalım,
mescitte kaç pencere,
Ve kaç tane kapı var,
onu söyle bizlere.)
Allah’ın Sevgilisi,
bunlara, birer birer,
Doğru cevaplarını anında
söylediler.
Bunları dinledikçe
hazret-i Ebu Bekir,
Derdi: (Ya Resulallah,
evet, aynen öyledir.) |