|
10 -
MİRAC MUCİZESİ
Vakitsiz niçin geldin?
Cibril aleyhisselam
Resul’e geldiğinde,
O, uzanmış uyurdu bir
hasır üzerinde.
Hiç kıyamadığından
dürtüp uyadırmaya,
Ayağının altını öpüverdi
o ara.
Bulunmadığı için
meleklerde kalp ve kan,
Onların a’zaları soğuk
olur her zaman.
Hazret-i Cibril’in de, o
soğuk dudakları,
Uyandırdı bir anda
Resul-i kibriya’yı.
Cebrail’i tanıyıp,
birden meraklanarak,
Ona, şöyle buyurdu
Rabbinden çok korkarak:
(Vakitsiz niçin geldin
ey Cebrail kardeşim?
Yoksa, Rabbime karşı bir
hata mı işledim?
Acep gücendirdim mi
Rabbimi bir şey ile?
Bana, acı haber mi
getirdin gece ile?)
Duyunca bu sözleri
Cibril Resulullah’tan,
Dedi: (Müjde getirdim
sana Hak teâlâ’dan.
Ey bütün mahlukatın en
üstün, en iyisi!
Ey yüce Yaradan’ın
Habibi, Sevgilisi!
İyilikler menbaı,
üstünlükler kaynağı,
Bütün Peygamberlerin
medar-ı iftiharı,
Ey şerefli Peygamber,
Rabbin selam ediyor.
En büyük nimetleri, sana
ihsan ediyor.
Seni davet ediyor
kendisine, lütfen kalk!
Haydi buyur gidelim,
dışarda hazır burak.)
Peygamber Efendimiz,
kalkıp abdest aldılar.
Hazret-i Cibril ile,
Beytullah’a vardılar.
Cibril, yardı Resul’ün
göğsünü bilvesile.
Ve kalbini çıkarıp,
yıkadı zemzem ile.
Hikmet ve iman dolu bir
tas alıp, tamamen,
İçine boşaltarak kapattı
yine hemen.
Sonra koydu başına,
nurdan bir imameyi.
Giydirdi üzerine nurdan
bir de cameyi.
Taktı yakut bir kemer
hem mübarek beline.
Zümrütten bir asa’yı
verdi sonra eline.
Mübarek ayağına sonra da
o Habib’in,
Yeşil renkli zümrütten
giydirdi bir de nalin.
Ve beyaz bir hayvanı
göstererek bu sefer,
Dedi: (Buna binin ki,
melekler sizi bekler.)
Allah’ın Sevgilisi,
(Peki) deyip o
zaman,
Gördü yanı başında çok
sevimli bir hayvan.
Tam binecek idi ki,
vazgeçip durdu birden,
Baktı, yaşlar akıyor
hayvanın gözlerinden.
Onun bu ahvalini ederek
hayli merak,
Buyurdu ki:
(Ne için ağlıyorsun ey
burak?)
Dedi: (Ya Resulallah,
zat-ı şerifinize,
Hizmet nasib olacak,
hamd olsun Rabbimize.
Lakin kıyamet günü,
binmezsen bana eğer,
Ne olur benim halim,
buna oldum mükedder.
İsterim, o gün dahi beni
tercih edesin.
O gün de, benden gayri
hayvana binmeyesin.)
Baktı, gayet üzgün ve
mahzun idi o hali.
Onun bu sözlerinden,
duygulandı bir hayli.
Buyurdu ki:
(Ey burak, üzülme, ol
müsterih.
Kıyamet gününde de
ederim seni tercih.) |