|
10 -
MİRAC MUCİZESİ
Git, Habibim’i getir!
O zaman emretti ki
Rabbimiz Cebrail’e:
(Bu gece, Habibim'i git
bana davet eyle!
Önce, kanatlarına doldur
cennet cevheri.
Bu gece, tak beline bir
de hizmet kemeri.
Sonra git, bu müjdeyi
haber ver Mikail’e.
Uğraşmasın bu gece, hiç
erzak taksimiyle.
Sonra da, İsrafil’e
gidip haber ver bunu.
Yere koysun bu gece,
elindeki Sur’unu.
Cümle meleklere de gidip
söyle bu şeyi.
Duyursunlar her yere, bu
geceki müjdeyi.
Oradan da Malik’e varıp
de ki şöylece:
Cehennem kapısını
kapatsın o bu gece.
Rıdvan’a da söyle ki,
tezyin etsin Cenneti.
Takınsın huriler de, bu
gece her ziyneti.
Kaldırılsın bu gece,
kabirdeki azaplar.
Hareket etmesinler bu
gece su ve rüzgar.
Dalsın cümle melekler,
bir neşe ve sevince.
Zira davet eyledim
Habibim’i bu gece.
Ey Cebrail, Cennetten al
yanına bir burak.
Ve ayrıca, yetmişbin
melaike alarak,
Sevgili Habibim’in,
acele yanına git.
Bir hasır üzerinde
uyuyor O şu vakit.
Zira çok fazla üzdüm
Onun nazik kalbini.
Çok yordum, çok incittim
mübarek bedenini.
Bu halde, yine bana el
açıp yalvarıyor.
Ve yine benden başka,
hiçbir şey düşünmüyor.
Ey Cebrail, git getir
Sevgili Habibim’i.
Gelsin de görsün O da,
Cennet nimetlerimi.
Ona ve ümmetine
hazırlamış olduğum,
Nimetleri, bu gece
görsün O da bil umum.
Onu sevmeyenlere,
hakaret edenlere,
Söz ve yazılarıyle Onu
incitenlere,
Hazırlamış olduğum o
çetin azapları,
Gelsin de, Cehennemde
görsün hep ayrı ayrı.
Habibim’i,
bizzat ben teselli
edeceğim.
Onun nazik kalbini, ben
sevindireceğim.)
Cibril, Hak teâlâ’dan
böyle emir alarak,
Girdi hemen Cennete
almak için bir burak.
Kırk bin adet burak’ı
hazır buldu anında.
Resul’ün ismi vardı,
herbirinin alnında.
Onlardan birisini
alacaktı ki, fakat,
Bir burak’ın haline,
eyledi durup dikkat.
Zira o, bir kenara
çekilmiş ağlıyordu.
Gözlerinden sel gibi
yaşlar akıtıyordu.
Yaklaşıp, sual etti
niçin ağladığını.
Dedi: (Resulullah’ın ben
duyalı adını,
Muhabbeti, kalbime
giriverdi o günden.
Ben, Onun aşkı ile
ağlarım her gün hemen.)
Burakların içinden,
Cibril onu seçti ve,
Geldi Resulullah’ın
bulunduğu o eve.
Baktı ki, bir hasırın
üzerinde o Server,
Mışıl mışıl uyuyor,
durakladı bu sefer.
İnsan şeklinde idi
geldiğinde oraya.
Kıyamadı Resul'ü dürtüp
uyandırmaya. |