|
07 - HABEŞİSTAN'A HİCRET
Yol açın kendisine
Resulullah,
Eshabın münkesir hallerini,
Öğrenip, bir
köşede kaldırdı ellerini.
İmamesini
alıp, bir kenara koyarak,
Şöyle niyaz
eyledi, Rabbine yalvararak:
(Ya Rabbi,
otuzdokuz kişi ki bu müminler,
Sana iman
getirmiş kullardır hepsi birer.
Halas et sen
bunları kâfirlerin şerrinden.
Kurtar bu
müminleri korku ve endişeden.
Şanı yüksek
biriyle, kuvvetlendir bu dini.
Sevindir
nusretinle, bu bir avuç mümini.)
O anda nazil
oldu Cebrail yeryüzüne.
Müjde getirmiş
idi, Allah’ın Resulü’ne.
Dedi: (Ya
Resulallah, sen bir dua etmiştin.
Rabbinden, bu
din için yardımcı istemiştin.
Kabul etti
Rabbimiz senin o dileğini.
Bir kimseyi
seçti ki, sağlam eder bu dini.
Rabbimiz
buyurdu ki: Ey benim meleklerim!
Bir araya
toplanıp, emrime kulak verin.
Saf çekin
Beytullah’tan, ta Erkam’ın evine.
Bekleyin,
elinizde nurdan tabaklar ile.
Dul olan
hatunlara, odun taşımak için,
Kendini,
Habibi’me siper etmesi için,
Bir kimseyi
seçtim ki, Ömer’dir onun namı.
Takviye ederim
ben, onun ile islamı.
Düşün onun
önüne, yol açın kendisine.
Cennet
cevherlerini saçın onun üstüne.
Rabbimiz,
meleklere böylece verip emir,
Ömer ibnil
Hattab’ı size göndermektedir.
Ya Muhammed,
karşı çık, istikbal et Ömer’i.
Zira şimdi
yoldadır, yakındır gelmeleri.)
Az sonra
heybet ile, geldi Ömer bin Hattab.
Silahlı
geldiğini gördüler cümle Eshap.
Onu böyle
görünce, korkuya kapıldılar.
Hemen
Resulullah’ın etrafını sardılar.
Lakin Hazret-i
Hamza, dedi: (Ey ehl-i iman!
Gelen bir
kişidir ki, kuvvetliyiz biz ondan.
Eğer hayra
geldiyse, hoş geldi, büyük devlet.
Eğer şerre
geldiyse, şu kılıç kâfi elbet.
Zira o,
kılıcını çekmeden henüz daha,
Başını, şu
kılıçla uçururum bir anda.)
Sonra çıktı
kapıya, etti ki şöyle hitap:
(Sen ne
zannediyorsun bizi ey ibni Hattab?
Biz,
Abdülmuttalib’in evladıyız, güçlüyüz.
Bi-iznillah
demiri çiğneyip püskürtürüz.
Ar ve namus
uğruna, akmıştır çok kanımız.
Resulullah
uğruna fedadır canlarımız.
Zafer
bulacağını eğer zannediyorsan,
Aldandığını
bil de, geri dön, git buradan.)
İşitti Resulullah
Hamza’dan bu sözleri.
Buyurdu ki:
(Yol verin, giriversin içeri.)
Tebessüm
buyurarak istikbal etti o an.
Buyurdu:
(Bırakınız, ayrılınız yanından!)
Girdi Hazret-i
Ömer kılıcı omuzunda.
Diz çöktü edep
ile, Resul'ün huzurunda.
|