|
07 - HABEŞİSTAN'A HİCRET
Dağılın yeryüzüne
Müşrikler,
müminlere ettikçe eza, cefa,
Müminlerin
sayısı artıyordu çok daha.
Kâfirler bunu
görüp, daha da azıttılar.
Bu
işkencelerini, daha çok arttırdılar.
Eshab’ın
çektikleri bu cefalara fakat,
Pek çok
üzülüyordu o Server-i kainat.
Zira bu
işkenceler, arttıkça artıyordu.
Buna, mübarek
kalbi hiç dayanamıyordu.
Bir gün
buyurdular ki Sahabe-i güzine:
(Ey Eshabım,
dağılın şimdi siz yer yüzüne.
Ümit ediyorum
ki, yakında cenab-ı Hak,
Sizleri, bir
araya toplar yine muhakkak.)
Onlar sual
etti ki Resul-i mücteba’ya:
(Ne tarafa
gitmemiz münasiptir acaba?)
Mübarek eli
ile eyleyerek işaret,
Habeş
memleketini gösterdi istikamet.
Buyurdu ki:
(Gidiniz, siz Habeş toprağına.
Oranın
hükümdarı, zulüm yapmaz halkına.
Bir kurtuluş
kapısı açılıncaya kadar,
O doğruluk
yurdunda, bir müddet kılın karar.)
Bu hicret
kararıyla, Resulullah o zaman,
Kurtarmış
oluyordu, Eshabını ezadan.
Mekke’li
müşriklerle mücadeleyi artık,
Tek başına
yapmayı görüyordu muvafık.
Zira O
doğduğunda, (Ümmetî! vâ ümmetî!)
Demişti ki,
pek çoktu onlara merhameti.
Onun
müsadesiyle Eshap hazırlanarak,
Hicrete
başladılar, Mekke’den ayrılarak.
Sevgili
Peygamberden ayrıldıkları için,
Çok
üzülüyorlardı, hepsi de için için.
Hazret-i Osman
ile hazret-i Rukayye de,
Bulunuyorlardı
bu ilk giden kafilede.
Hazret-i Osman
için, o gün Nebiyyi zişan,
Buyurdular ki:
(Osman, hiç şüphe yok ki şu an,
Lut
Peygamber’den sonra, zevcesiyle birlikte,
Hicret
eyleyenlerin ilkidir böylelikle.)
Sahabe-i
kiram’ın kimi binek alarak,
Kimi de hiç
bineksiz, yani yaya olarak,
Vatan ve
evlerini bırakarak, bir gece,
Mekke’den
ayrıldılar, kâfirlerden gizlice.
Tüccarlarla
anlaşıp verdiler belli ücret.
Gemilerle
Habeş’e ulaştılar nihayet.
Müşrikler,
Sahabe’nin böyle gidişlerine,
Vakıf olup,
atlarla düştüler peşlerine.
Ve lakin boşa
gitti onlardaki bu gayret.
Gidip, meyus
şekilde ettiler geri avdet.
Habeş
hükümdarının ismi (Necaşi) idi.
Adil,
merhametli ve insaflı bir kişiydi.
Gayet iyi
davrandı, giden Muhacirlere.
Yerleştirdi
onları, ülkesinde bir yere.
Müslümanlar
orada, tam himaye gördüler.
Huzur ile
Allah’a ibadet eylediler.
Lakin
müslümanların, hicret etmelerinden,
Kâfirler,
endişeye kapıldılar hep birden.
|