|
06 - İLK MÜSLÜMANLAR
O, herşeye kadirdir
Kâfirler
dediler ki: (Sen nasıl Peygambersin?
Herkes gibi
yer içer, sokaklarda gezersin.
Yok sair
insanlardan ayrı bir üstünlüğün.
Bizden fazla
değildir, zira malın ve mülkün.
Dua et, Rabbin
sana versin çok hazineler.
O zaman çok
bulunur, sana iman edenler.
Verince Rabbin
sana böyle hazineleri,
Geçim
sıkıntısından kurtulursun sen dahi.)
Buyurdu:
(Bu değil ki, gönderilmem hikmeti.
Geldim ki
bildireyim, size islamiyet’i.)
Müşrikler
dediler ki: (Madem ki ya Muhammed!
Rabbin, her
isteğini yapabiliyor elbet.
Şu göğü
parçalayıp, düşürsün üstümüze.
O zaman
inanırız, söylediğin bu söze.)
Buyurdu ki:
(Rabbime aittir bu iş ancak.
O isterse,
bunu da yapabilir muhakkak.
Benden
istediğiniz şeylerin cümlesine,
Kadirdir Hak
teâlâ, hatta ziyadesine.
Ve lakin sizin
benden talep eylediğiniz,
Şeyleri
istememi emretmedi Rabbimiz.)
O zaman
dediler ki kâfirler Ona yine:
(Sen bizim
arzumuzu getirmedin yerine.
Öyle ise biz
dahi, sana iman etmeyiz.
Yine eskisi
gibi, biz ecdat dinindeyiz.
Gökten azap
göndersin, söyle de Rabbin bize.
Bizi helak
eylesin, eğer muktedir ise.)
Buyurdu:
(Rabbim buna, elbette muktedirdir.
Lakin bunu
yapar mı, yapmaz mı, kendi bilir.)
Dediler: (Öyle ise,
kalmadı takatımız.
Senin
helakinedir, bizim ittifakımız.
Seninle
mücadele etmeye verdik karar.
Sana
inanmıyoruz, istediğin yere var.)
Pek fazla
üzülmüştü Resulullah bu sözden.
Hiçbir şey
buyurmayıp, kalkıp gitti o yerden.
Üzüntülü
olarak gelince Beytullah’a,
Kışkırttı Ebu
Cehil, küffarı biraz daha.
Dedi: (Ey
Kureyşliler, sonu geldi bu işin.
Var mısınız
benimle, Onu öldürmek için?
Bilin ki, bu
hususta pek katidir niyetim.
Zira artık
kalmadı hiç sabır ve takatim.
Ahd ettim ki,
O yarın, Kâbe’ye geldiğinde,
Namaz kılıp,
secdeye varıp eğildiğinde,
Koca bir taşı
alıp, başına indireyim.
Kendimi ve
kavmimi, Ondan halas edeyim.)
O böyle
dediyse de, olamadı muvaffak.
Çünkü hıfz
ediyordu Resul’ü cenab-ı Hak.
Hak teâlâ,
Resul’e gönderip birkaç ayet,
Teselli
ediverdi Habibi’ni nihayet.
Mealen
buyurdu ki: (Sana, kağıt halinde,
Yazılı bir
Kitabı, gökten indirseydik de,
Hem dahi
tutsalardı elleriyle de bizzat,
İnanmayacaklardı ederek yine inat.)
|