|
06 - İLK MÜSLÜMANLAR
Ebu Leheb ve karısı
Ukbe
bin Ebi Muayt ve bir de Ebu Leheb,
Bunlar, Resulullah’a
sıkıntı verirdi hep.
Hatta
Resulullah’ın hanesi, o demlerde,
Bunların
evlerinin arasındaydı hem de.
Bunlar fırsat
buldukça, eziyet yaparlardı.
Kapısının
önüne işkembe atarlardı.
Amcası Ebu
Leheb, bununla yetinmeyip,
Ona taş
atıyordu, komşu eve gizlenip.
Karısı Ümmü
Cemil, kalmazdı ondan geri.
O da, öte
beriden toplayıp dikenleri,
Geçeceği
yollara dökerdi onları hep.
Ki, Allah’ın
Resul'ü incinsin bundan sebep.
Bir gün de Ebu
Leheb, pislik getirip yine,
Dökecekti
Resul’ün kapısının önüne.
Lakin Hazret-i
Hamza, görüp aldı elinden.
Getirdiği
pisliği, başına döktü birden.
İşte Ebu
Leheb’le, karısı Ümmü Cemil,
Böyle
yaptıklarından oldular hor ve zelil.
Zira Tebbet
suresi inince haklarında,
Daha da
kudurdular bu düşmanlıklarında.
Karısı,
işitince bu vahy’in indiğini,
Aramaya
başladı Allah’ın Habibi’ni.
Kâbe’de
olduğunu birisinden duyarak,
Yürüdü o
tarafa, hiddetten kudurarak.
Sonra, yerden
eline alarak koca bir taş,
Resul'ün
arkasından yürüdü yavaş yavaş.
Hazret-i Ebu
Bekir, Resul'ün huzurunda,
Bulunup,
sohbetini dinliyordu o anda.
Bir ara, fark
etti ki hazret-i Ebu Bekir,
Ümmü Cemil,
elinde taş ile gelmektedir.
Heyecana
kapılıp, dedi: (Ya Resulallah!
Bu size, bir
fenalık yapabilir mazallah.
Hemen
çekilseniz de bir köşeye siz yine,
Korkarım ki,
bir zarar verecek hazretine.)
Ve lakin
Resulullah gizlemedi kendini.
Buyurdu:
(Ya Eba Bekr, göremez hiç o beni.)
Kadın gelip
dedi ki hazret-i Ebu Bekr’e:
(Az önce
görüyordum, kayboldu birden bire.)
Öfkeden
kudurarak, dedi: (Ya Eba Bekir!
Çabuk söyle,
ne oldu, arkadaşın nerdedir?
Duydum ki hicv
eylemiş o kocamı ve beni.
O şairse, biz
dahi şairleriz, ne yani.
Onun
nübüvvetini, biz kabul etmiyoruz.
Getirdiği dini
de, asla istemiyoruz.
Yemin ediyorum
ki, görseydim Onu şayet,
Şu taşı,
kafasına vuracaktım ben elbet.)
Ona dönüp,
dedi ki hazret-i Ebu Bekir:
(O, şair
değildir ve seni hicv etmemiştir.)
Bir şey
yapamamanın ateşiyle yanarak,
Çekilip gitti
sonra, oradan ayrılarak.
Hazret-i Ebu
Bekir, arz etti ki Resul'e:
(Nasıl oldu, o
kadın görmedi sizi böyle?)
Buyurdu:
(O kör oldu, yalnız benim hakkımda.
Artık beni
göremez, olsa da yakınımda.)
|