|
06 - İLK MÜSLÜMANLAR
Benden yalan duydunuz mu?
Bir vahiy
gelmişti ki hazret-i Peygamber’e:
(Davet et
insanları islama aşikâre!)
O günden
itibaren, Allah’ın Sevgilisi,
Dine, açık
olarak davet etti herkesi.
Çıkıp safa
dağına, seslendi ki bu kere:
(Ey Kureyş
insanları, toplanınız bir yere!)
İnsanlar
toplanınca, seslendi ki: (Ey kavmim!
Yalan
söylediğimi duydunuz mu hiç benim?)
Hep birden
dediler ki: (Duymadık hiçbir zaman.
Sen emin bir
kişisin, uzaksın her yalandan.)
Buyurdu:
(Ey insanlar, hamd olsun Rabbimize.
Ki, Peygamber
eyleyip, gönderdi beni size.
O Allah ki,
yerlerin göklerin sahibidir.
O Allah ki,
her şeyin malikidir ve birdir.
Rab yoktur
Ondan başka, ibadete müstehak.
Her canlıyı
yaratan, öldüren Odur ancak.)
Ebu
Leheb, hiddetle bağırdı o Server’e:
(Bizi, bunun
için mi topladın sen bu yere?)
Ve hemen
cemaate döndürerek yüzünü,
Dedi: (Bu
divanedir, dinlemeyin sözünü.)
Oraya
toplananlar, duyunca bunu ondan,
Hiç iman
etmeksizin, ayrıldılar oradan.
Sonradan birer
birer artınca müslümanlar,
Bir araya
geldiler hemen inanmayanlar.
Gelip Ebu
Talib’e dediler: (Sen bilirsin.
Sen, sevip
saydığımız kişilerden birisin.
Gözetiriz
rızanı bizler her hal-ü kârda.
Lakin senin
yeğenin, bak neyler bu arada?
Aba-ü
ecdadının dinini terk ederek,
Yeni din ihdas
etti Peygamberim diyerek.
Senin
ikazlarınla vazgeçmezse O eğer,
Biz hakkından
geliriz düşünüp bir çareler.
Aksi halde,
Mekke’de ya O olur, ya da biz.
Onun bu
işlerine kalmadı takatimiz.)
Ebu
Talip, ısrarla koruyordu Resul’ü.
Onun
üzülmesine yoktu hiç tahammülü.
O üzülmesin
diye, sakladı bunu Ondan.
Yatıştırıp
gönderdi, kâfirleri yanından.
Lakin bir
müddet sonra, geldiler ona yine.
Dediler: (Bir
şey söyle artık şu yeğenine.
Yoksa,
çarpışacağız şu andan itibaren.)
Ebu
Talip üzülüp, Resul’e geldi hemen.
Başını öne
eğip, dedi: (Kuzum, dikkat et!
Kureyş, senin
hakkında ediyorlar şikayet.
Sana düşman
oldular bu günden sonra artık.
Akraba
arasında, kötü şeydir düşmanlık.)
Buyurdu ki:
(Ey amcam, eğer ki o kimseler,
Sağ elime
Güneşi, sola Ay’ı verseler.
Vazgeçmem,
çalışırım elimden ne gelirse.
Hatta canımı
bile veririm gerekirse.)
Bu sözleri
söyleyip, hızla kalktı yerinden.
Mübarek
gözlerine yaş doldu kederinden.
Anladı Ebu
Talip Resul’ü üzdüğünü.
Pişman olup,
hemence geri aldı sözünü.
Dedi ki: (Sen
devam et, asla korkma kimseden.
Hep himaye
ederim, hayatta oldukça ben.)
|