|
04 -
GENÇLİĞİ ve EVLENMESİ
Zeyd bin Harise
Zeyd çocukken, annesi
onu alıp yanına,
Ziyarete giderken bir
akrabalarına.
Yol üstünde haydutlar,
Zeyd’i esir aldılar.
Sonra bir panayırda
satlığa çıkardılar.
Hazret-i Hatice’nin
vardı ki bir yeğeni,
Gördü bu panayıra bir
esir geldiğini.
Onu, dörtyüz dirheme
hemen satın alarak,
Halası Hatice’ye verdi
hibe olarak.
O da hediye etti Zeyd’i
Resulullah’a.
Zeyd, artık o Server’den
ayrılmadı bir daha.
Resul onu alınca, aynı
gün etti azat.
Ve Onu çok severek,
edindi hemen evlat.
Lakin onu, babası
ediyordu çok merak.
Perişan etti onu, bu
ayrılık, bu firak.
Yanıp tutuşuyordu bu
evlat ateşiyle.
Hergün
Zeyd’i düşünür, ağlardı
gözyaşiyle.
Zira henüz çocukken
kaybetmişti oğlunu.
Diyar diyar gezerek,
arıyordu hep onu.
Bir yıl, o kabileden
Beytullah’a geldiler.
Zeyd’i
orada görüp, ona haber
verdiler.
Babası çok sevinip,
kardeşini alarak,
Cebine, bu maksatla
hayli para koyarak,
Kölelikten kurtarmak
gayesiyle oğlunu,
Sevinç ve heyecanla
tuttu Mekke yolunu.
Sonra Resulullah’ın
evini öğrenerek,
Çıktı huzurlarına
iltifatlar ederek
Dedi ki: (Ey Kureyş’in
büyüğü, efendisi!
Ve ey Haşim oğlunun en
şerefli kişisi!
Siz ikram edersiniz
yolcuya, misafire.
Hürriyet verirsiniz hem
köle ve esire.
Duydum ki, yanınızda
köle imiş oğlumuz.
Onun azad olması, en
yegane arzumuz.
İstediğin parayı vereyim
bol olarak.
Yeter ki oğlum Zeyd’i
azad et, serbest bırak!)
Resul onu dinleyip,
buyurdu ki:
(Ey Kişi!
Çağırıp, kendisine
soralım biz bu işi.
Sizin ile gitmeyi
isterse evladınız,
Bir şey istemiyorum,
sizin olsun, alınız.
Lakin sizi değil de,
tercih ederse beni,
Veremem hiç kimseye beni
tercih edeni.)
Bu cevabı duyunca, bir
hayli sevindiler.
(Bizi sen, ihsan ile
karşıladın) dediler.
Resul’ün davetiyle Zeyd
içeri girince,
Babası onu görüp, gark
oldu bir sevince.
Resul Zeyd’e sordu ki:
(Kimlerdir bu ikisi?)
Dedi ki: (Biri babam,
amcamdır ötekisi.)
Buyurdu:
(Bunlar seni, gelmişler
almak için.
Serbestsin, ister kalır,
ister gidebilirsin.)
O, hemen Peygamber’in
yanına sokularak,
Dedi:
(Ölene kadar, isterim
burda kalmak.
Zira sizden gördüğüm bu
şefkati, Vallahi,
Gösteremez oğluna, bir
anne baba dahi.
Benim için kölelik,
buradan ayrılmaktır.
Ve benim hürriyetim,
size köle olmaktır.)
Babası bunu duyup, sürur
geldi kalbine.
Ve müsterih olarak,
döndü memleketine. |