|
03 - MÜBAREK EMANET
Abdülmuttalib’in vefatı
Yaşı yüzon olunca, artık
Abdülmuttalip,
Vefat edeceğini tahmin
etti an karib.
Lakin o, torunu’nu asıl
dert ediyordu.
(Benden sonra, kim Ona
hizmet eder?) diyordu.
Bir gün oğullarını, ölüm
hastalığında,
Çağırıp, vasiyetler etti
Onun hakkında.
Dedi ki: (Oğullarım,
yaşım kemale erdi.
Dünyadan ahirete göç
etme vaktim geldi.
Şimdi diyeceklerim, size
vasiyetimdir.
Şu anda tek düşüncem,
sadece bu yetim’dir.
Keşke daha olsaydı
ömrümden birkaç sene,
Daha fazla hizmetler
etseydim kendisine.
Lakin ölüm zamanım
yaklaştı zannederim.
Bu hasret ateşiyle,
şimdi yanar ciğerim.
İsterim, birinize
eyleyeyim emanet.
Bunun endişesiyle
rahatsızım begayet.
Kim iyi hizmet eder bu
inci tanesi’ne?
Hanginiz kusur etmez
hizmette kendisine?)
O zaman Ebu Leheb, çöküp
dizi üzeri,
Dedi ki: (Ey Arabın
efendisi, reisi!
Eğer bu emanet’i vermek
için, birimiz,
Aklınızdan geçtiyse, ona
teslim ediniz.
Yoksa ben, bu hizmetin
uhdesinden gelirim.
Ona, can-ü gönülden
hizmet edebilirim.)
Abdülmuttalip
dedi: (Doğrudur,
hakikaten,
Uhdesinden gelirsin bu
hizmetin maddeten.
Zira kâfi miktarda
vardır malın, servetin,
Ve lakin kalbin katı,
noksandır merhametin.
Yetimin kalbi ise,
yaralı, yufkadır pek.
Senin kârın değildir Onu
hoşnud eylemek.)
Bu sefer Hamza kalktı,
dedi ki: (Ey pederim!
Bana ver bu hizmeti,
candan kabul ederim.
Ona hizmet eylemek, ne
büyük nimet bize.
Lütfedip, bu hizmeti
ihsan et bendenize.)
Dedi ki: (Bu hizmete,
layıksın sen de, evet.
Lakin Onun hakkına,
edemezsin riayet.
Zira senin çocuğun
mevcut olmadığından,
Anlamazsın onların hal
ve arzularından.)
Bu sefer kalktı Abbas,
dedi ki: (Babacığım!
Bana emanet eyle, Ona
ben bakacağım.
Nasıl bakıyor isem kendi
ehl-i beytime,
Daha çok titizlikle
bakarım bu yetime.)
Onu Abdülmuttalip
dinleyip en nihayet.
Dedi ki: (Bu hizmete
layıksın sen de, evet.
Fakat çoluk çocuğun
fazladır hayli senin.
Bu bakımdan hizmette
kusur edebilirsin.)
En sonra Ebu Talip arz
eyledi bu sefer.
Dedi ki: (Babacığım, bu
hizmeti bana ver.
Ona hizmet etmeyi, en
fazla ben isterim.
Lakin benden büyüktür
diğer biraderlerim.
Onlar varken konuşmak,
münasip olmaz diye,
Sustum ve atılmadım
onlardan ileriye.
Onlardan az ise de gerçi
malım, servetim,
Lakin daha fazladır
onlardan sadakatim.) |