|
03 - MÜBAREK EMANET
Onunla huzur geldi
Yeşil, ipek bir örtü
üstünde uyuyordu.
Ve etrafa, misk gibi
koku yayılıyordu.
Öyle bir muhabbetle
doldu ki kalbim Ona,
Gönlüm razı olmadı Onu
uyandırmaya.
Elimi göğsü üzre koydum,
uyanıverdi.
Ve hemen bana baktı ve
tebessüm eyledi.
Annesi, bunu bana vermez
düşüncesiyle,
Acele kucağıma aldım bir
sevinç ile.
Dedesi bana bakıp, dedi:
(Müjdeler olsun!
Senin gibi nimete
kavuşmadı bir hatun.)
Amine hatun dahi dedi
ki: (Üç gün önce,
Gaibden, kulağıma nida
geldi şöylece.
Dedi: Senin oğluna, Beni
Sa’dden bir hatun,
Süt verir ki, soyu da
Ebu Züveyb’dir onun.)
O böyle söyleyince,
dedim: (Doğru efendim!
Ben de Beni Sa’dden ve
Ebu Züveyb’denim.
Rüyada bildirildi bu
nimet bana önce.
O rüya gerçek oldu şimdi
sizi görünce.)
Sonra veda eyleyip,
ayrıldım o haneden.
Sevinç ile zevcimin
yanına geldim hemen.
O da, kucağımdaki o
Nur’u gördüğünde,
Dedi: (Böyle güzel yüz,
görmedim ben ömrümde.)
Halime Hatun ile zevci
Haris, o zaman,
O Server’le birlikte
oldular yola revan.
Ne zaman ki Mekke’den
onlar yola çıktılar,
Onun bereketini görmeye
başladılar.
Mesela o mecalsiz ve
zayıf merkep, o an,
Onun bereketiyle kesildi
bir küheylan.
Geldikleri kafile,
onlardan hayli önce,
Yola çıkıp, mesafe almış
iken bir nice,
Biraz sonra yetişip, hem
de geçti o halkı.
Çünkü o taşıyordu
Server-i kainat’ı.
İdrakindeymiş gibi bu
nimetin o hatta,
Sevinçten raks ederek
gidiyordu adeta.
Bana, bazı kadınlar
gelir ve derlerdi ki:
(Senin bu merkebine ne
gibi hal oldu ki,
Giderken zayıf olup,
kalmıştı en geride.
Şimdiyse hepimizi
bıraktı gerilerde.)
Başka bereketler de
olunca bizde vaki,
Onlar da anladılar
nihayet hakikati.
Dediler: (Kavuştuğun bu
nimet, bu bereket,
Bu çocuk sayesinde
geliyor size elbet.)
Halime Hatun der ki: (O
günden itibaren,
Artık bolluk içinde
yaşar olduk tamamen.
Bir devemiz vardı ki,
gayet zayıf, çelimsiz.
Hiç süt alamıyorduk o
deveden önce biz.
Aynı deve, o kadar süt
verirdi ki sonra,
Kaplarım taşardı da,
verirdim komşulara.
Kuraklık olmuş idi bir
ara beldemizde.
Mutazarrır olmuştu
bundan kabilemiz de.
İnsanlar, o Server’i
yanlarına alarak,
Yağmur duası için
çıktılar bilcümle halk.
Öyle yağmur yağdı ki, o
Server hürmetine,
Kavuştu köy halkı da,
Onun bereketine. |