|
01 - MÜBAREK NURU
Fil vakası
Peygamber-i zişan’ın
doğumuna, iki ay,
Vardı ki, o günlerde
vaki oldu bir olay.
Yemende bir hükümdar var
idi ki bir zaman,
Adı Ebrehe olup, değil
idi müslüman.
Bu hükümdar gördü ki,
her senede bir kere,
İnsanlar, güruh güruh
gidiyorlar bir yere.
O bunları görünce,
eyledi hayli merak.
Bir gün adamlarını
yanına çağırarak,
Sordu ki: (Bu insanlar,
böyle yaya, süvari,
Nereye gidiyorlar ve
nedir gayeleri?)
Dediler ki: (Bir hane
var ki Mekke şehrinde,
Ziyarete giderler onu
Hac mevsiminde.
Zira müslümanlarca çok
kutsal ve mükerrem,
Ev olup, ziyareti büyük
ibadettir hem.)
Sordu ki: (O haneyi ne
ile yapmışlardır?)
Dediler ki: (Esası,
yalnız taş ve topraktır.
Lakin Hak teâlâ’nın
indindeki kıymeti,
Çok olup, bunun için
celb eder bu milleti.)
Ebrehe düşündü ki: Onun
mukabilinde,
Bir bina yapayım ki ben
de San’a şehrinde,
Olmasın o binanın
dünyada bir benzeri.
Herkes, ziyaret için
tercih etsin bu evi.
Verdi bu vazifeyi en
meşhur mimarlara.
Harcadı bunun için,
milyarla altın, para.
Bizans imparatoru olan
kimseye dahi,
Arz edip, yardımını
istedi bizatihi.
Muhteşem bir kilise
yaptılar özenerek.
Altın yaldızlar ile
süslediler onu pek.
Ve hemen dört bir yana
verdiler ki bir haber:
Herkes, bu kiliseyi
ziyarete geleler.
Lakin gelen olmadı onun
ziyaretine.
Herkes, eskisi gibi
Kâbe’ye gitti yine.
Onun bu binasına
etmediler itibar.
Hakaret gözü ile ettiler
ona nazar.
Bu durum, Ebrehe’nin çok
bozdu moralini.
Halbuki tutar mıydı bu,
Kâbe’nin yerini?
O günlerde biri de, bu
binaya girerek,
Geceledi içerde bir
yerde gizlenerek.
Hakaret maksadıyla,
binanın her yerine,
Pisleyip, terk eyledi
binayı hemen yine.
Bekçiler, sabahleyin
vaziyeti gördüler.
Ve hemen Ebrehe’ye bunu
haber verdiler.
Ebrehe bunu duyup,
gadapandı bir nice.
Aklı başından gidip,
sinirlendi iyice.
Dedi ki: (Ben de gidip,
Kâbe’yi yıkacağım.
Öyle ki, taş üstünde taş
bırakmayacağım.
Bunun intikamını
alacağım!) diyerek,
Topladı ordusunu fena
hiddetlenerek.
(Mahmude) namı ile bir
fil’i vardı onun.
Harplerde, en ilerde, o
giderdi ordunun.
O bulunduğu zaman
harplerin birisinde,
Ordu galip gelirdi bu
filin sayesinde.
Üçyüzbin
askeriyle, dörtbin de
fil'i vardı,
Hele Mahmude fili,
medar-ı iftihardı. |