|
01 - MÜBAREK NURU
Kurbanlık oğul
İşte Abdülmuttalip, o
zemzem kuyusunu,
Kazıp da çıkarınca,
meşhur zemzem suyu’nu,
Kureyşliler, bu sudan
etti çok istifade.
Onun şanı, şöhreti arttı
daha ziyade.
Bu hadiseden sonra,
yıllar geçti aradan.
Kendisine on oğul ihsan
etti Yaradan.
Bunlardan Abdullah’ı, en
fazla seviyordu.
Zîra Onun alnında o Nur
parıldıyordu.
Bir gece, rüyasında
dendi ki kendisine:
(Bir nezrin vardı senin, onu getir
yerine!)
Korku ile uyandı sabah
Abdülmuttalip.
Bir koç kurban eyledi,
rüyayı müteakip.
Lakin gece rüyada, ona,
ertesi günü,
Denildi ki:
(Kurban et, o koçtan
büyüğünü!)
Uyanıp düşündü ki: Var
elbet bunda bir sır.
İkinci günü ise, kurban
etti bir sığır.
Lakin gece rüyada,
kendisine aynı ses,
Şöyle nida etti ki:
(Daha büyüğünü kes!)
Sordu ki: (Ondan büyük
kurbanlık ne ola ki?)
Dendi ki:
(Yıllar önce, bir adağın
vardı ki,
On oğlundan birini
kurban edecektin ya.
İşte o adağının hükmünü
eyle icra.)
Sabah Abdülmuttalip,
toplayıp evladını,
Söyledi yıllar önce
yaptığı adağını.
Dedi ki: (Birinizi,
kurban etmem gerekir.
Bu hususta, sizlerin
acaba fikri nedir?)
Bu fikre, hiçbirisi
etmedi muhalefet.
Dediler: (Hangimizi
istiyorsan kurban et.)
Buna, Abdülmuttalip
sevinip, hemen sonra,
On oğlu arasında,
çekiverdi bir kura.
İlk kura, Abdullah’a
eylemişti isabet.
Lakin ona, hepsinden
beslerdi çok muhabbet.
Çünkü Nur, Abdullah’ın
alnında parlıyordu.
Üzüldü, sendeledi,
gözleri yaşla doldu.
Bir eline bıçağı, birine
Abdullah’ı,
Alıp geldi Kâbe’ye,
yapmak için adağı.
Lakin akrabaları
eylediler itiraz.
Dediler ki: (Oğlunu
boğazlama, dur biraz!
Rabbini, başka türlü
razı edebilirsin.
Bir kahine danış da, o
sana yol göstersin.)
O dahi bir kahine açtı
bu vaziyeti.
O sordu: (Bir insanın,
sizde nedir diyeti?)
(On devedir) deyince,
dedi ki: (On deveyle,
Oğlunuz arasında, kura
çekin siz hele.
Oğlunuza çıksa da, onu
kurban etmeyin.
On deve ilaveyle, kuraya
devam edin.
Kuranız develere
çıkıncaya kadar tam,
Böyle hep arttırarak
kuraya edin devam.)
Hemen Abdülmuttalip,
gelerek Beytullah’a,
On kura çektiyse de,
çıktı hep Abdullah’a.
Her kurada on deve
arttırıp çekti tekrar.
Develerin sayısı artardı
onar onar.
Yüz’e baliğ olunca
develer en nihayet,
Kura da, develere
eylemişti isabet.
Kesti o yüz deveyi o gün
Abdülmuttalip.
Dağıttı fakirlere,
kendileri yemeyip.
Resul’ün ecdadından
İsmail Peygamber de,
Aynen böyle kurbanlık
olmuştu o devirde.
Bir hadis-i şerifte, bu,
beyan olunmuştur.
(Ben, iki kurbanlığın oğluyum) buyurmuştur. |