|
01 - MÜBAREK NURU
Zemzem kuyusu
Bir gün Abdülmuttalip,
rüya gördü bir gece.
Bir kimse gelip onu,
ikaz etti şöylece:
(Kalk ey Abdülmuttalip,
kaz zemzem kuyusunu!)
Aynı kişi, üç gece
tekrar etti hep bunu.
Dördüncü gece dahi
söyleyince bunu hem,
Ona, Abdülmuttalip sordu
ki: (Nedir zemzem?)
Dedi: (O, bir sudur ki,
bahşetti Hak teâlâ.
Dibine erişilmez,
eksilmez suyu asla.
Dönyanın
dört ucundan, hacılar
gelse şayet,
O, binlerce hacıya yine
eder kifayet.
Susuzları kandırır, aç
olanı doyurur.
Hatta hasta olanlar
içseler, şifa olur.)
Sordu Abdülmuttalip:
(Nerdedir o su şu an?)
O kimse tarif edip, gaib
oldu ortadan.
Uykusundan uyanıp, o gün
sabah olunca,
O yere gitti hemen, oğlu
ile doğruca.
Tarif edilen yeri
kazmaya başladılar.
Biraz sonra, kuyunun
ağzı oldu aşikâr.
Kureyşliler onları
ediyorlardı takip.
O zaman dediler ki: (Bak
ey Abdülmuttalip!
Babamız İsmail’in kuyusu
bu Vallahi.
Ortak eylemelisin bu işe
bizi dahi.)
Lakin Abdülmuttalip,
derhal karşı çıkarak,
Dedi ki: (Bunu bana
bahşetti cenab-ı Hak.)
O zaman Kureyşliler, Onu
tehdit ettiler.
(Sen başa çıkamazsın
bizim ile) dediler.
(Tek oğlundan başkaca,
bir kimsen yoktur senin.
Bize karşı çıkmaya, kâfi
gelmez kuvvetin.)
O an Abdülmuttalip, içi
çok burkularak,
Şöyle dua eyledi Rabbine
yalvararak:
(Ya Rab, bana on oğul
edersen eğer ihsan,
Onların birisini, ederim
sana kurban.)
Ve sonra düşündü ki:
Yalnızım oğlum ile.
Anlaşmaya gideyim ben bu
Kureyşlilerle.
Kazmayı bırakarak, dedi:
(Ey Kureyş halkı!
Hakeme gidelim ki, bu
işte kimdir haklı?)
Onlar dahi bu hakem
fikrinde anlaştılar.
Şam’da bir kahin vardı,
hemen yola çıktılar.
Kervan sıcak çöllerde
giderken yolda fakat,
Susuzluktan kimsede
kalmadı güç ve takat.
Öyle bunaldılar ki
susuzluktan cümlesi,
Artık bir damla suya,
can atar oldu hepsi.
Lakin çöl ortasında,
imkansızdı su bulmak.
Hayatttan
ümidini kesmiş idi cümle
halk.
Lakin Abdülmuttalip,
etrafta su ararken,
Devesinin ayağı bir taşa
değdi birden.
Taş yerinden oynayıp, su
çıktı birden bire.
Yolcular çok sevinip,
koşuştular o yere.
Kana kana su içip,
buldular yeni hayat.
Ona karşı, çok mahcup
oldular hepsi fakat.
Dediler: (Bizim sana,
sözümüz yoktur artık.
Elbette o kuyuyu, senin
kazman muvafık.
Bu hususta, hepimiz sana
hak veriyoruz.
Kahine gitmeye de lüzum
yok, dönüyoruz.)
O gün Abdülmuttalip, o
Nur’un hürmetine,
Erdi zemzem suyunu
çıkarma şerefine. |