|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
İmâm-ı Gazâlî” rahmetullahi aleyh”
ŞEYTÂNIN
HÎLESİ
İnsan “Ölüm hâli”nde,
öyle fazla susar ki,
İçi, bu harâretten
tutuşur, yanar sanki.
Bunu, büyük bir fırsat
bilerek la’în “Şeytân”,
Îmânını çalmaya çalışır
onun o an.
Elinde “Buz gibi su”,
yaklaşır hîle ile.
Kadehtekio suyu çalkalar
bir eliyle.
Onun kim olduğunu
bilemediği için,
Der ki: “O soğuk sudan
bana da verir misin?”
Şeytân çok sevinerek, der
ki: “Veririm, fakat,
De ki: Kendi kendine
olmuştur bu kâinât.”
Eğer ki o kimsenin
kuvvetliyse îmânı,
Der ki: “Bu kâinâtın,
Allah’tır yaratanı.”
Mâzallah aldanıp da
söylerse dediğini,
“Sonsuz bir felâket”e
atmış olur kendini.
Lâkin hayatta iken, “İslâm”a
uymuşsa tam,
Şeytâna aldanmayıp,
söylemez böyle kelâm.
İnsan, ölüm hâlinde, his
ve duygularından,
En son kaybedeceği, “İşitmesi”dir
o an.
Evliyâdan bir kişi, “Ebû
Zekeriyyâ” ki,
Ölüm hastalığına yakalandı
vaktâ ki.
Dostları, o hâlinde
toplandı baş ucuna.
“Kelime-i tevhîd”i
telkîn ettiler ona.
Fakat onlar ilk defâ
söyleyince “Tevhîd”i,
“Hayır!” deyip,
başını yan tarafa çevirdi.
Dostları bunu görüp, pek
fazla üzüldüler.
“Şehâdet”i, bir
daha ona telkîn ettiler.
O, ikinci defâ da, yine “Hayır!”
diyerek,
Başını, öbür yana çevirdi
söylenerek.
Herkes birbirlerine
baktılar şaşkın halde.
Üzülüp, mahvoldular hepsi
de fevkâlâde.
Hattâ bayılanları oldu
üzüntüsünden.
Ki, “Allahın velîsi”
bu hâle düşsün, neden?
Söylediler “Tevhîd”i ona
üçüncü defâ.
“Hayır!” deyip,
başını çevirdi yan tarafa.
Dostları, çâresizlik
içinde bekleşirken,
“Ebû Zekeriyyâ” da
kendine geldi birden.
Etrâfındakilere suâl etti
hemence:
“Bir şey söylediniz mi siz
bana biraz önce?”
Onlar arz eyleyince vâki
olan bu şeyi,
Buyurdu: (Söyliyeyim ben
gerçek hâdiseyi:
Az önce, harâretten
yanıyordu yüreğim.
Şeytân “Soğuk su”
ile, yanıma geldi benim.
Dedi: “Îsâ Allahın
oğludur dersen şu an,
İçiririm ben dahî, sana bu
soğuk sudan.”
Ben “Hayır!”
deyince de, geçti öbür tarafa.
“Allah yoktur”
dememi teklîf etti bu defâ.
Ben yine “Hayır!” dedim,
şeytân çok kızdı bundan.
Kadehi yere çalıp,
uzaklaştı buradan.)
|