|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
İmâm-ı
Gazâlî “Rahmetullahi Aleyh”
ÖLÜM HÂLİ
İnsana “Ölüm hâli”
yakınlaştığı ânda,
Dört melek, gelip durur, o
insanın yanında.
O kimsenin rûhunu, el ve
ayaklarından,
Tutarak, kuvvetlice
çekerler hiç durmadan.
“Ruh” kalbe
geldiğinde, birden dili tutulur.
O andan îtibâren, hiç
konuşamaz olur.
O zamanki soluğu, bir saka
kırbasından,
Su boşalır misâli “Gır
gır” öter durmadan.
“Fâcir”lerin rûhları öyle
çetin çıkar ki,
“Yaş keçe”ye
takılan bir “Diken”dir o sanki.
Kimi de zanneder ki ölüm
hâlinde iken,
Çıkıyor rûhu sanki, bir “İğne
deliği”nden.
"Yer"le "gök"
birleşiyor zanneder bâzısı da.
Kalıyor kendisi de onların
arasında.
Hastanın her âzâsı, çok
terleyipbu defâ,
Gözleri, sür’at ile gider
iki tarafa.
Burnun iki tarafı çekilip,
solar benzi.
Soluğu kabarır ve kalkar
göğüs kafesi.
Nefesleri git gide azalır,
seyrek olur.
Bedenin harâreti düşer ve
ceset soğur.
Ruh, kalpte karar kılıp,
hiç çıkmayı istemez.
O zaman melek ona, “Harbe”yle
vurur bir kez.
Zîrâ kalpte bulunur
hayâtın sırrı asıl.
Ruh, bedenden çıkmaya
mecbur olur velhâsıl.
Lâkin henüz çıkmadan, “Şeytân”,
bunu bir fırsat,
Bilip, avanesini eder ona
musallat.
Bu, en güçsüz ve zayıf
ânıdır ki insanın,
“Şeytân”ın avanesi,
ona gelir ansızın.
Önceden vefât etmiş “Ana,
baba, birâder”,
Gibi sevdiklerinin
sûretine girerler.
Ona şöyle derler ki:
“Ey oğlumuz, kızımız!
Sen şimdi ölüyorsun, seni
geçtik bunda biz.
Senden önce gelmekle
âhiret âlemine,
Daha iyi vâkıfız buranın
ahvâline.
Sen “Yehûdî dîni”nde vefât
et ki bu zaman,
Hak teâlâ indinde, bu
dindir makbul olan.”
“Şeytân”ın bu
sözüne aldanmazsa o eğer,
Onlar gidip, yerine
başkaları gelirler.
Derler ki: “Ey oğlumuz,
yâhut ey kardeşimiz!
Âhirete gitmekte, seni
geçtik hepimiz.
Sen şimdi vefât et ki,
“Hıristiyân dîni”nde,
Makbul olan bu dindir Hak
teâlâ indinde.”
Aldatabilmek için, bir
nice dil dökerler.
Her dîni methederek, ona
teklîf ederler.
Eğer “İslâmiyyet”e
tam uymuşsa ömründe,
Şeytânın fitnesine hiç
aldanmaz o günde.
|