ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - "ÖLÜM, KABİR, KIYÂMET" HALLERİ

İmâm-ı Rabbânî "kuddise sirruh"

 

YAŞADIKLARI GİBİ ÖLÜRLER

 

İmâm-ı Rabbânî” ki, velîler incisiydi.

Henüz vefât etmeden, birkaç ay öncesiydi,

 

Bir "Berât gecesi"nde, evindeki odada,

İhyâ etti geceyi, ehliyle bir arada.

 

Hanımı arz etti ki: (Bir yıl olacakları,

Bildirir meleklere, Rabbimiz ayrı ayrı.

 

Kim bilir, kaç kişinin defterine, bu gece,

Dünyâya geleceği”, yazılmıştır bir nice.

 

Ve kim bilir, kimlerin defterlerine dahî,

Yazılmıştır bu gece, “Bu sene öleceği”.)

 

Buyurdu ki: (Ey hâtun, doğru dersin elbette.

Ne için söylüyorsun, şüphe ve tereddütle.

 

Vardır ki Rabbimizin, şimdi öyle kulları,

Görür “Levh-i mahfûz”da, ölüm ve doğumları.

 

Bu senenin içinde, falan gün, falan saat,

Ayrılır bu dünyâdan, filân oğlu filân zât.)

 

O böyle buyurunca, hanımı da o zaman,

Anladı ki bu sene, ayrılır bu dünyâdan.

 

Yine o günlerdeydi, bir gün kendi evinde,

İstirahat ederken ibâdet mahallinde,

 

Evinde olanlara buyurdu: (Dinleyiniz.

Belki üç ay içinde, olmayız burada biz.)

 

Dediler: (Murâdınız ne idi sizin bundan?

Öbür evinize mi gidersiniz buradan?)

 

O zaman buyurdu ki: (O günler geldiğinde,

Bu dünyâ evlerinin, olmayız hiç birinde.)

 

"Binotuzdört" senesi, yaşı "Altmışüç" iken,

Safer yirmi dokuzu takvimler gösterirken,

 

"Salı günü" erince, zaman "Kuşluk vakti”ne,

Kavuştu temiz rûhu, âlemlerin Rabbine.

 

Soydular edeb ile, önce elbisesini.

Sonra da, teneşire koydular kendisini.

 

O anda fevkalâde oldu ki bir hâdise,

Hayretle gördü bunu, hazır olan her kimse.

 

Şöyle ki, sağ eliyle, tutup sol bileğini,

Namâzda durur gibi, bağladı ellerini.

 

Halbuki oğulları, vefât edince, hemen,

Yana uzatmışlardı, kollarını tamâmen.

 

Ayırmak maksadıyla, uğraştılar ise de,

Elleri birbirinden ayrılmadı yine de.

 

Muhterem oğulları, bu durumu görerek,

Dediler ki: (Bu işte, bir hikmet olsa gerek.

 

Mâdem öyle istiyor, artık ellemiyelim.

Onu, bu vaziyette, böyle kefenliyelim.)

 

Zîrâ bir hadîsinde, buyurdu ki o Server:

(Yaşadıkları gibi ölürler o kimseler.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan