ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - "ÖLÜM, KABİR, KIYÂMET" HALLERİ

Ebülleys-i Semerkandî “Rahmetullahi Aleyh”

 

MAHŞERDEKİ DÜNYÂ

 

Ebülleys Semerkandî”, âlim ve velî bir zât.

Bir gün “Dünyâ” hakkında, şöyle verdi îzâhât:

 

Rabbimiz bu “Dünyâ”ya, sûret verip mahşerde,

Bulundurur herkesin göreceği bir yerde.

 

Saçları darma dağın, birbirine karışmış.

Gözleri mosmor olup, dili dışarı sarkmış.

 

Sivri köpek dişleri uzamış dışarıya.

Kara, çirkin suratlı, benzer “Koca karı”ya.

 

O gün, mahşer halkına nidâ eder bir melek:

“Bunu tanır mısınız, bilen var mı?” diyerek.

 

Derler ki: “Hiç görmedik ve aslâ tanımayız.

Onu tanımaktan da Allaha sığınırız.”

 

Melek der: (Ey insanlar, bilirsiniz siz bunu.

Yine de tanıtayım bunun kim olduğunu.

 

Uğrunda kavga eder,hani dövüşürdünüz.

Hani birbirinizi vurup öldürürdünüz.

 

En büyük arzunuzdu onu ele geçirmek.

Uğrunda mubâh idi sizce günâh işlemek.

 

Hani övünürdünüz, onu elde edince.

O yolda çok yalanlar söylerdiniz bir nice.

 

Sizi, âlimleriniz ederdi de çok îkâz,

Siz kulak vermezdiniz onlara lâkin biraz.

 

İşte ey ehl-i mahşer, bunu görürsünüz ya,

Çoğunuzu aldatan budur o “Fânî dünyâ”.)

 

Sonra da “Cehennem”den zebânîler gelerek,

Ateş”e götürürler onu sürükliyerek.

 

Lâkin o, Cehenneme yol alırken, bu sefer,

Bâzı şeyler söyler ki, işitir ehl-i mahşer.

 

Der ki: (Götürüyorlar yâ Rabbî beni, fakat,

Hani beni çok sevip âşık olan cemâat?

 

Bana tâbi olup da, ardım sıra gelenler,

Hani seni bırakıp, bana gönül verenler?

 

Dün kimler geldi ise benim ile peş peşe,

Onlar da, ardım sıra atılsınlar ateşe.)

 

Onlar, mahşer içinden seçilip ayrılırlar.

Dünyâ” ile birlikte ateşe atılırlar.

 

Ve lâkin bakarlar ki, “Şeytân” dahî ateş’te.

Toplanıp, bulunurlar ona çok serzenişte.

 

Derler: (Senin yüzünden bu belâ geldi esas.

Bir şey yap da, bizleri buradan eyle halâs.)

 

O der ki: (Suçu neden bana yükletirsiniz?

Beni görmüş müydünüz dünyâda acabâ siz?

 

Siz, suçtan kendinizi tutuyorsunuz hâriç.

Peki, bunda sizin de suçunuz yok mudur hiç?

 

Siz niçin dîninizi etmediniz hiç merak?

Ve niçin âlimlerden dururdunuz hep uzak?

 

Siz, kendi kendinizi attınız bu azâba.

Suçu, niçin üstüme atarsınız acabâ?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan