|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Ebülleys-i Semerkandî
“Rahmetullahi Aleyh”
MAHŞERDEKİ
DÜNYÂ
“Ebülleys Semerkandî”,
âlim ve velî bir zât.
Bir gün “Dünyâ” hakkında,
şöyle verdi îzâhât:
Rabbimiz bu “Dünyâ”ya,
sûret verip mahşerde,
Bulundurur herkesin
göreceği bir yerde.
Saçları darma dağın,
birbirine karışmış.
Gözleri mosmor olup, dili
dışarı sarkmış.
Sivri köpek dişleri uzamış
dışarıya.
Kara, çirkin suratlı,
benzer “Koca karı”ya.
O gün, mahşer halkına nidâ
eder bir melek:
“Bunu tanır mısınız, bilen
var mı?” diyerek.
Derler ki: “Hiç
görmedik ve aslâ tanımayız.
Onu tanımaktan da Allaha
sığınırız.”
Melek der: (Ey insanlar,
bilirsiniz siz bunu.
Yine de tanıtayım bunun
kim olduğunu.
Uğrunda kavga eder,hani
dövüşürdünüz.
Hani birbirinizi vurup
öldürürdünüz.
En büyük arzunuzdu onu ele
geçirmek.
Uğrunda mubâh idi sizce
günâh işlemek.
Hani övünürdünüz, onu elde
edince.
O yolda çok yalanlar
söylerdiniz bir nice.
Sizi, âlimleriniz ederdi
de çok îkâz,
Siz kulak vermezdiniz
onlara lâkin biraz.
İşte ey ehl-i mahşer, bunu
görürsünüz ya,
Çoğunuzu aldatan budur o “Fânî
dünyâ”.)
Sonra da “Cehennem”den
zebânîler gelerek,
“Ateş”e götürürler
onu sürükliyerek.
Lâkin o, Cehenneme yol
alırken, bu sefer,
Bâzı şeyler söyler ki,
işitir ehl-i mahşer.
Der ki: (Götürüyorlar yâ
Rabbî beni, fakat,
Hani beni çok sevip âşık
olan cemâat?
Bana tâbi olup da, ardım
sıra gelenler,
Hani seni bırakıp, bana
gönül verenler?
Dün kimler geldi ise benim
ile peş peşe,
Onlar da, ardım sıra
atılsınlar ateşe.)
Onlar, mahşer içinden
seçilip ayrılırlar.
“Dünyâ” ile
birlikte ateşe atılırlar.
Ve lâkin bakarlar ki, “Şeytân”
dahî ateş’te.
Toplanıp, bulunurlar ona
çok serzenişte.
Derler: (Senin yüzünden
bu belâ geldi esas.
Bir şey yap da, bizleri
buradan eyle halâs.)
O der ki: (Suçu neden bana
yükletirsiniz?
Beni görmüş müydünüz
dünyâda acabâ siz?
Siz, suçtan kendinizi
tutuyorsunuz hâriç.
Peki, bunda sizin de
suçunuz yok mudur hiç?
Siz niçin dîninizi
etmediniz hiç merak?
Ve niçin âlimlerden
dururdunuz hep uzak?
Siz, kendi kendinizi
attınız bu azâba.
Suçu, niçin üstüme
atarsınız acabâ?)
|