|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Behâeddîn-i Buhârî
“Kuddise Sirruh”
ŞİMDİ NE YAPAYIM?
“Behâeddîn Buhârî”,
vaktâ ki etti vefât,
Kıldılar namâzını çok
büyük bir cemâat.
Sonra gidip yaptılar
mezarına defnini.
Ve bir talebesi de, okudu
telkînini.
“Abdülkâdir” adında bir
kimse idi o zât.
Gördüğü bir vak’ayı,
anlatır kendi bizzât.
Der ki: Defin eyledik “Hâce
hazretleri”ni.
Ben çok merak ederdim
kabirdeki hâlini.
Bir teveccüh eyledim, onun
nûrlu kabrine.
Allahın yardımıyle vâkıf
oldum hâline.
Baktım, kapı açıldı o
kabire “Cennet”ten.
Çok güzel “İki hûri”
içeri girdi hemen.
Ona selâm vererek,
dediler: (Efendim biz,
Nice zamandan beri, sizi
beklemekteyiz.
Yarattı Hak teâlâ bizi
sırf sizin için.
Siz artık görmezsiniz bir
şey fenâ ve çirkin.)
Hûrilerin sözünü dinledi o
büyük zât.
Lâkin kendilerine etmedi
hiç iltifât.
Buyurdu: (Görmedikçe
Rabbimin dîdârını,
Ahdettim görmemeye Ondan
gayrılarını.
Ve beni sevenlere
etmedikçe şefâat,
Meşgul olmıyacağım kimse
ile ben fakat.)
Bir başka talebesi gördü
onu rüyâda.
Sordu ki: (Ne yapayım,
ölmeden bu dünyâda?)
Buyurdu: (Son nefeste ne
yapmak gerekirse,
Şimdi dahî onu yap, “Allah
de” hiç değilse.)
Dedi ki: (Allah demek, son
nefeste gerekir.
Şimdi hayatta iken, ne
yapmam lâzım gelir?)
Buyurdu ki: (Evlâdım, o
“Son nefes” dediğin,
Ne zaman gelecektir, bu
babta var mı bilgin?
O son nefes, belki de
bugündür, belki yârın.
Sen şimdi “Allah” de ki,
yârın olmaz fırsatın.)
Bir başkası, rüyâda
görerek kendisini,
Arzu etti bir miktâr
nasîhat etmesini.
Buyurdu ki: (Dünyâda, işle
istediğini.
Lâkin bil, herbirinden
hesap vereceğini.
Her ne yapsan, melekler
yazıyor birer birer,
“Mahşer”e
geldiğinde, sana arz edilirler.
Ve hattâ ey evlâdım şunu
bil ki muhakkak,
Seni, günâh işlerken
görüyor cenâbı Hak.
Kalbinden geçirdiğin
şeyleri de pekâlâ,
En gizlisine kadar biliyor
Hak teâlâ.
Haram, “Ateş”
gibidir, günâha olma yakın.
Aksi halde pişmânlık çok
olur sana yârın.
Hakîkî dost “Allah”tır,
unutma Onu bir an.
Ve şiddetle hazer et, her
günâh ve haramdan.
Bu fırsat elde iken,
hakîkati gör artık.
Yoksa “Mahşer günü”nde,
fayda etmez pişmânlık.)
|