ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - "ÖLÜM, KABİR, KIYÂMET" HALLERİ

Behâeddîn-i Buhârî “Kuddise Sirruh”

 

VEFÂTI

 

Behâeddîn Buhârî” devrinde sâlih bir zât,

Şeyh Nûreddîn Halvetî, etmişti Hakka vuslat.

 

Behâeddîn Buhârî, bâzı talebesiyle,

Bu eve teşrîf etti “Tâziye” gâyesiyle.

 

Lâkin gidip gördü ki, içerde bir kısım halk,

Feryât figân ediyor, seslice ağlıyarak.

 

Onlara buyurdu ki: (Sesli ağlamayınız.

Zîrâ eziyet verir ona böyle yapmanız.)

 

Sonra talebesine buyurdu: (Siz de, sakın,

Ben vefât ettiğimde, böyle şeyler yapmayın.)

 

Vaktâ ki Behâeddîn Buhârî hazretleri,

Bir ara hastalanıp, bozuldu sıhhatleri.

 

Ölüm hastalığı”ydı, vâkıf oldu o buna.

Çekildi o gün artık husûsî odasına.

 

Vefâtlarına kadar çıkmadı o odadan.

Lâkin talebesiyle görüşürdü her zaman.

 

Son nefesine kadar hattâ o mübârek zât,

Gösterdi herbirine çok ilgi ve iltifât.

 

Birisi anlatır ki, vefât eylediği gün,

Bir ara, huzûruna girmiştim o büyüğün.

 

O çetin anda bile, bizleri düşünerek,

Buyurdu ki: (Sofrayı getirip yiyin yemek.)

 

Yerine gelsin diye onun bu emirleri,

Biraz yiyip, sofrayı götürdüm yine geri.

 

Lâkin vâkıf olunca sofranın gittiğine,

Buyurdu ki: (Sofrayı getirip yiyin yine.)

 

Ben yine biraz yiyip, götürdüm tekrar geri.

Lâkin o, tam üç defâ tekrar etti bu emri.

 

Buyurdu: (İyi yiyip, iyi çalışmalıdır.

Zîrâ hizmet ve tâat, sıhhat ile yapılır.)

 

Talebesi içinden “Alâeddîn-i Attâr”,

Der ki, son günlerinde, fakiri çağırdılar.

 

Huzûruna girince, buyurdu: (Alâeddîn!

Benim için bir mezar kazın da hazır edin.)

 

“Peki efendim” deyip, îfâ etti bu emri.

Gelip haber verdim ki: (Hazırdır kabir yeri.)

 

Sonradan hastalığı fazlalaştı daha da.

Vefât edeceğini anladık bu arada.

 

Ve “Yâsin-i şerîf”i okuduk biz bu sefer.

O da tekrar ederdi bizim ile berâber.

 

Biz Yâsin-i şerîfin yarısına gelince,

Odada bâzı nûrlar peydâ oldu bir nice.

 

Ellerini yüzüne sürerek o büyük zât,

Kelime-i tevhîd”i söyleyip etti vefât.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan