|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Habîb-i Acemî "kuddise
sirruh"
PİŞMÂN OLMAMAK
İÇİN
Büyük islâm âlimi,
devrinin bir tânesi.
İnsanları “Ateş”ten
kurtarmaktı gâyesi.
Resûl’ün kalbindeki ilim,
feyiz ve nûrlar,
Bu büyük evliyânın kalbini
doldurdular.
Birisine yazdığı mektupta
buyurdu ki:
(Gafletle yaşıyoruz,
öleceğiz halbuki.
Hep günâh işlemekle
geçiyor günlerimiz.
Karardı isyân ile, “Amel
defterleri”miz.
Dedikodu, iftirâ, yalan,
gıybet, sû-i zan.
Gece gün, Rabbimize
eyledik günâh, isyân.
Hep noksan ve kusurlu, her
ibâdetimiz de.
Bu bozuk hâlimizi görüyor
Rabbimiz de.
Gerçi her gün, beş vakit “Namâz”ı
kılıyoruz.
Lâkin her edebine, dikkat
edemiyoruz.
“Oruç” da tutuyoruz
her sene Ramazanda.
Ve lâkin karşımıza çıkar
mı ki “Mîzân”da?
Mü'minin, kıymetlidir
ömründeki her ânı.
Mâlâya’nî şeylere
harcıyoruz zamânı.
Hep gafletle geçiyor bu
sayılı nefesler.
Ve lâkin bunun sonu,
pişmânlıktır ve keder.
Binlerce teessüfler olsun
ki hâlimize,
Ne yüzle gideceğiz ölünce
Rabbimize?
Bu cihân bahçesine, “Gül”
için geldik, fakat,
Hep “Diken”
toplamakla ömrümüz geçti heyhât!
İki büyük nîmet ki, "Resûlullah"
ve "Kur'ân".
Bunların da şükrünü, âciz
olduk îfâdan.
Her türlü nîmetleri verdi
de Hak teâlâ,
Yine gaflet içinde
yaşıyoruz biz hâlâ.
Böyle günâh içinde bitince
bu ömrümüz,
Yârın kabûl görür mü,
behâne ve özrümüz?
Sırf O’nun ihsânına
güveniyoruz ancak.
Zîrâ yoktur yüzümüz,
huzûruna varacak.
“Ölüm” baş
ucumuzda, yaklaştı hem de “Ecel”.
Lâkin işliyemedik işe
yarar bir amel.
Allah'ın dîdârına
kavuşurken “İyiler”,
“Hesap”tan
kurtulamaz o gün bizim gibiler.
"Elli bin sene"
süren, müthiş “Hesap günü”nde,
Bekleriz çok mahcûb ve
başlarımız önünde.
İyi düşünelim ki, olacak
hepsi bunlar.
Kurtulur o gün ancak,
aklını kullananlar.
Pişmân olmamak için yârın
rûz-i mahşerde,
Dinde, kılı kırk yarmak
îcâb eder bu yerde.
Allah'ın rızâsına muhâlif
iş yapanlar,
Yârın “Hesap günü”nde
çok pişmân olacaklar.
Lâkin Resûlullah'ın yoluna
tâbi olan,
Dünyâ ve âhirette, görmez
hiç zarar, ziyân.
Allah'a, ihlâs ile yapmalı
ki ibâdet,
Huzûruna çıkınca, olmasın
hiç nedâmet.)
|