|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Hasan-ı Basrî
"Rahmetullahi Aleyh"
DÜNYÂ ÜÇ GÜNDÜR
Bir genç “Hasan Basrî”ye
gelerek bir gün bizzât,
Dedi: (Eder misiniz
bana biraz nasîhat?)
Buyurdu ki: (Evlâdım, sen
Rabbinin emrini,
Azîz tut ki, O dahî azîz
tutsun hep seni.
Çok korkunç tehlikeler
vardır ki önünde hem,
Ölüm, kabir ve mahşer,
mîzân, sırat, cehennem.
Bunlar, senin önüne gelir
elbet peş peşe.
Yârın ya kurtulursun, ya
girersin “Ateş”e.
“Akıllı” şu kuldur
ki, “Hesap günü” gelmeden,
O, kendi hesâbını bir bir
görür önceden.)
Bir gün “Hasan-ı Basrî”,
bir gurup genci gördü.
Birisi, kahkahayla pek
fazla gülüyordu.
Böyle aşırı gülen o genci
çağırarak,
Buyurdu ki: (Evlâdım,
bir şeyi ettim merak.
Bu kadar çok gülmenden,
düştüm büyük hayrete.
Yoksa îmân ile mi gittin
sen âhirete?)
O genç "Hayır" deyince,
sordu ki o zaman da:
"Yoksa ağır mı geldi,
sevapların mîzân’da?"
Yine "Hayır" deyince,
buyurdu ki: "Yoksa sen,
Sırat köprüsünü mü
geçebildin sâlimen?"
Yine "Hayır" deyince,
buyurdu ki: "Evlâdım,
O halde bu kahkaha
nedendir, anlamadım?
Bir insanın önünde varken
bu tehlikeler,
Nasıl böyle sevinir, nasıl
böyle çok güler?"
O genç bunu duyunca, hiç
gülmedi bir daha.
O günden tövbe edip, tam
yöneldi Allah'a.
Nasîhat istemişti biri de
kendisinden.
Buyurdu: (“Âhiret”e
hazırlık yap şimdiden.
Sağlamlar hasta olur,
gençler olur ihtiyâr.
Ve “Ecel”, her
kişiyi bir gün gelip yakalar.
Bir "Yılan"ı,
ateşte yanarken görsen şâyet,
Üzülür, kurtarmaya edersin
sa'y-ü gayret.
Bunu görmeye bile
dayanmazken yüreğin,
Sen, kendini “Ateş”e
atarsın, yok haberin.
Dünyâ "Üç gün"
gibidir, dün, bugün, bir de yârın.
"Dün" gitti, geri
gelmez, bu senin büyük kaybın.
"Yârın" henüz
gelmedi, belki de gelmiyecek.
Zîrâ yârın gelmeden, belki
“Ecel” gelecek.
Öyle ise gün “Bugün”
ve saat bu saattır.
Bulunduğun gün ve an, sana
büyük fırsattır.
Dostunun çokluğuna güvenme
bu gün sakın.
Zîrâ sen öldüğünde, hep “Yalnız”
kalacaksın.
Kabre "Yalnız"
girersin ve "Yalnız" dirilirsin.
Münker ile Nekîr'e, "Yalnız"
cevap verirsin.
Hesap ve Mîzânda da, "Yalnız"
olursun yine.
Ve sen "Yalnız"
çıkarsın Sırat'ın üzerine.
Tek şey var bu yerlerde
sana yoldaş olacak.
“İhlâs ile yaptığın
işler”dir o da ancak.)
|