|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Ahmet Mekkî
Efendi "Rahmetullahi Aleyh"
ÖLÜMÜ HÂTIRLAMAK
Sülâle-i Resûl'den, âlim
ve velî bir zât.
Kadıköy müftüsüyken,
eyledi Hakka vuslat.
Derdi ki: Ey insanlar, bir
“Serap”tır bu dünyâ.
Bugün var görünse de,
harâb olur sonunda.
İnsan çok yaşasa da,
ölecektir âkıbet.
“Ölüm”den, hiç bir
insan kurtulamaz ki elbet.
“Can verme”nin
acısı, öyle çetindir ki hem,
Hiç kalır ona göre,
dünyâdaki her elem.
Lâkin âhiretteki azaplara
nisbetle,
Hiç yok denecek kadar,
hafif kalır gâyetle.
“Ölüm”, insanlar
için çok zordur elbette ki.
Gafletle ölenlerin,
kötüdür âkıbeti.
Nedense kimse bunu
düşünmüyor mâlesef.
Duymuyor bunun için, bir
üzüntü ve esef.
Düşünmüş olsalar da,
olmazlar müteessir.
Halbuki bu hakîkat, olacak
bir gün zâhir.
Halbuki bir müslümân,
çekilip bir kenara,
Düşünmesi gerekir “Ölüm”ü
ara ara.
Demeli ki: (Ey nefsim,
gaflete dalma sakın.
Belki sana ecelin, her
şeyden daha yakın.
Eğer düşünüyorsan, "Çok
gencim” henüz daha,
Genç iken ölenleri görmez
misin acabâ?
"Sıhhatliyim"
diyorsan, yine yersiz bu sözün.
Sağlamken ölenleri, görmez
mi senin gözün?
Düşünsene, ecdâdın şu
andan nerde, hani?
Ayrıldılar dünyâdan, hepsi
de hem de âni.
Akrânından ölenler var
iken senden evvel,
Sana gelmiyecek mi
sanıyorsun o ecel?
Onlar da senin gibi
düşünürlerdi, fakat,
Ummadıkları anda ettiler
hepsi vefât.
Var idi bir çoğunun malı,
mülkü, serveti,
Yine de "Ölüm" oldu
onların âkıbeti.
Senin, o ölenlerden ne
farkın var ki acep,
“Ölüm hazırlığı”nı
geriye atarsın hep.
Daha bir müddet önce
berâber yaşadığın,
Kimseler, vefât edip “Toprak”
oldu bir yığın.
Sen dahî onlar gibi
olacaksın âkıbet.
Hiç ölmiyeceğine, elinde
var mı senet?
Ey nefsim, bu gafletten
uyan da kendine gel.
Çalış, lâkin dünyâda kurma
hiç “Uzun emel”.
Geçen cenâzeleri görürsün
gözlerinle.
Hattâ bizzât kabire
koyarsın ellerinle.
Yine düşünmezsin ki buna
rağmen, ne garip,
"Ben dahî bunlar gibi
olacağım an karîb."
Ey nefsim, artık uyan,
öleceksin sen dahî.
Bir gün bu hakîkatler,
çıkacaktır vallahi.
Ve lâkin pişmânlığın
faydası olmaz aslâ.
Öyleyse “Hâlis kul”
ol, dön Rabbine ihlâsla.)
|