|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Süfyân-ı Sevrî
“Rahmetullahi Aleyh”
DÜNYÂ,ÜÇ GÜNDÜR
Allah adamlarından bir
zâttı o elbette.
Aslâ tâviz vermedi islâma
tâbiyette.
“Ölüm”
hastalığında, çok karnı ağrıyordu.
Bu sebeple abdesti, sık
sık bozuluyordu.
Fakat tekrar alırdı her
abdest bozuluşta.
En ufak bir gevşeklik
etmedi bu hususta.
O, “Abdestli”
ölmeyi arzu ediyordu hep.
Çok abdest almasına, bu
idi asıl sebep.
Bu yüzden “Altmış defâ”
abdest aldı o gece.
Ve nihâyet vefâtı
yakınlaştı iyice.
Buyurdu: (Vakit tamam,
indirin yere beni.)
Derhal îfâ ettiler
Süfyân’ın bu emrini.
Bu hâli dostlarına
söylemek gâyesiyle,
Çıkınca, gördüler ki,
cümle halk gelmiş bile.
Girdiler içeriye o ara
gelen zevât.
Süfyân, “Allah!”
diyerek eyledi Hakka vuslat.
O esnâda, gâibden duyuldu
bir ses yine:
(Takvâ sâhibi Süfyân,
vâsıl oldu Rabbine.)
Derdi ki: (Asıl îmân, bir
“Sevgi”dir, bir “Hâl”dir.
Böyle îmân edene, isyân
etmek muhaldir.
Çünkü o, “Âhiret”i
düşünür gece gündüz.
Dînin sınırlarını eylemez
hiç tecâvüz.
O, “Soba”yı
görünce, hâtırlar “Cehennem”i.
Başkası günâh yapsa, ona
gelir elemi.
Her nerede, kiminle, ne
zaman etse sohbet,
Derdi ki: (Dünyâ fânî,
ebedîdir âhiret.)
“Ölüm”ü hâtırlatır
o, her arkadaşına.
Zîrâ kapta ne varsa, hep o
sızar dışına.
Bir gün de buyurdu ki.
(Mütevâzı olunuz.
Zîrâ siz, “Bir damlacık
su”dan halk olundunuz.
Sonunda da, “Bir avuç
toprak” olursunuz hep.
Böyleyken neyinizle
kibredersiniz acep?
Rabbimiz her günâhı
affedebilirse de,
“Kibirli” olanları
hiç affetmez yine de.
Öyleyse iş çok mühim,
anlayın artık bunu.
Çıkarın kulaklardan bu “Gaflet
pamuğu”nu.
İnsanlar uykudadır, ölünce
uyanırlar.
Lâkin o uyanmanın faydası
olmaz zinhâr.
“Ölüm” ve “Âhiret”e
elbet inanırsınız.
Lâkin nasıl îmân ki,
hazırlık yapmazsınız.)
Bir gün de buyurdu ki genç
bir talebesine:
(Kötü arkadaşları düşman
bil sen kendine.
Bu ömür fırsatını, büyük
bir ganîmet bil.
Zîrâ “Ecel” ne
zaman gelecek, belli değil.
Bu bapta Resûlullah
buyuruyor ki zâten:
“Muhakkak ziyân etti yârın
yaparım diyen.”)
|