|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Hasan-ı Basrî
“Rahmetullahi Aleyh”
SEN DE
ÖLECEKSİN
“Ömer bin abdül’azîz”,
halîfe iken bizzât,
Bu zâta mektup yazıp,
istedi bir nasîhat.
Bu istek üzerine “Hasan-ı
Basrî” dahî,
Buyurdu ki: (Sen dahî
öleceksin Vallahi.
Sen kendi evlâdına nasıl
davranıyorsan,
Kendi halkına dahî öyle
davran her zaman.
Sen Allahın emrine eyle ki
tam itâat,
Halkın da, etsin senin
emrine mutâbaat.
Ey emîrel mü’minîn,
ölürsün bu gün, yarın.
O gün olmaz faydası, sana
yakınlarının.
Çok iyi hazırlan ki “Ölüm”
ve sonrasına,
O gün, başkalarının
faydası olmaz sana.
Ve senin, “Kabir”
diye makamın var ki bir de,
Bu yerden daha fazla
kalırsın o kabirde.
Bu dünyâ muvakkattır, “Ölüm”le
erer sona.
Fırsat varken hazırlan
“Ölümden sonrası”na.
Hükümdâr olduğuna bakma
sen şimdi bu gün.
Ölüp, o dar “Kabir”e
girdiğin günü düşün.
Bütün yaptıklarından
verirsin bir bir hesap.
Eğer zulüm yapmışsan, hak
olur sana azap.
Bu dünyâ, âhirete ulaşan
bir “Köprü”dür.
Takvâ sâhiplerini
cennetlere götürür.
Dünyâ, “Zehir”
gibidir, bilmiyenler onu yer.
O da, o gâfilleri öldürür,
helâk eder.
Senden öncekilerden ibret
al ki bu günde,
Hiç pişmân olmıyasın sen
dahî öldüğünde.
Yâ Ömer, bu dünyâya
kaptırırsan kalbini,
Unutursun “Kabir”
ve “Mahşer”deki hâlini.
Birazcık gaflet ile, hemen
kayar ayağın.
Büyük bir pişmânlığa
düşersin sonra yarın.
Bu gün “Âhiret”
için topla ki çokça azık,
Yarın “Ecel”
yakalar yapamadan hazırlık.)
Buyurdu: Gittim bir gün
hasta ziyâretine.
Gördüm ki, hasta gelmiş,
tam da “Ölüm” hâline.
Telkîn etmek istedim ona “Allah”
demeyi.
Lâkin diyemiyordu aslâ bu
kelimeyi.
Hayli uğraştımsa da ben
bunu söyletmeye,
Baktım, dili dönmüyor onun
“Allah” demeye.
Ben “Allah de!”
dedikçe, o, sayı sayıyordu.
Yine de bir kerecik
“Allah” diyemiyordu.
Bir ara bana bakıp, dedi
ki: (Ey üstâdım!
Önümde ateşten bir dağ var
ki, âciz kaldım.
Ben “Allah” kelâmını tam
alırken dilime,
O dağ hücum ediyor
şiddetle üzerime.)
Sordum ki: (Bu, ne ile
iştigâl ediyordu?)
Dediler: (Parasını
fâize veriyordu.
Ayrıca ticâretle
uğraşıyordu, fakat,
Ölçü ve tartısına
etmiyordu hiç dikkat.)
|