ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - "ÖLÜM, KABİR, KIYÂMET" HALLERİ

Hasan-ı Basrî “Rahmetullahi Aleyh”

 

SEN DE ÖLECEKSİN

 

Ömer bin abdül’azîz”, halîfe iken bizzât,

Bu zâta mektup yazıp, istedi bir nasîhat.

 

Bu istek üzerine “Hasan-ı Basrî” dahî,

Buyurdu ki: (Sen dahî öleceksin Vallahi.

 

Sen kendi evlâdına nasıl davranıyorsan,

Kendi halkına dahî öyle davran her zaman.

 

Sen Allahın emrine eyle ki tam itâat,

Halkın da, etsin senin emrine mutâbaat.

 

Ey emîrel mü’minîn, ölürsün bu gün, yarın.

O gün olmaz faydası, sana yakınlarının.

 

Çok iyi hazırlan ki “Ölüm” ve sonrasına,

O gün, başkalarının faydası olmaz sana.

 

Ve senin, “Kabir” diye makamın var ki bir de,

Bu yerden daha fazla kalırsın o kabirde.

 

Bu dünyâ muvakkattır, “Ölüm”le erer sona.

Fırsat varken hazırlan “Ölümden sonrası”na.

 

Hükümdâr olduğuna bakma sen şimdi bu gün.

Ölüp, o dar “Kabir”e girdiğin günü düşün.

 

Bütün yaptıklarından verirsin bir bir hesap.

Eğer zulüm yapmışsan, hak olur sana azap.

 

Bu dünyâ, âhirete ulaşan bir “Köprü”dür.

Takvâ sâhiplerini cennetlere götürür.

 

Dünyâ, “Zehir” gibidir, bilmiyenler onu yer.

O da, o gâfilleri öldürür, helâk eder.

 

Senden öncekilerden ibret al ki bu günde,

Hiç pişmân olmıyasın sen dahî öldüğünde.

 

Yâ Ömer, bu dünyâya kaptırırsan kalbini,

Unutursun “Kabir” ve “Mahşer”deki hâlini.

 

Birazcık gaflet ile, hemen kayar ayağın.

Büyük bir pişmânlığa düşersin sonra yarın.

 

Bu gün “Âhiret” için topla ki çokça azık,

Yarın “Ecel” yakalar yapamadan hazırlık.)

 

Buyurdu: Gittim bir gün hasta ziyâretine.

Gördüm ki, hasta gelmiş, tam da “Ölüm” hâline.

 

Telkîn etmek istedim ona “Allah” demeyi.

Lâkin diyemiyordu aslâ bu kelimeyi.

 

Hayli uğraştımsa da ben bunu söyletmeye,

Baktım, dili dönmüyor onun “Allah” demeye.

 

Ben “Allah de!” dedikçe, o, sayı sayıyordu.

Yine de bir kerecik “Allah” diyemiyordu.

 

Bir ara bana bakıp, dedi ki: (Ey üstâdım!

Önümde ateşten bir dağ var ki, âciz kaldım.

 

Ben “Allah” kelâmını tam alırken dilime,

O dağ hücum ediyor şiddetle üzerime.)

 

Sordum ki: (Bu, ne ile iştigâl ediyordu?)

Dediler: (Parasını fâize veriyordu. 

 

Ayrıca ticâretle uğraşıyordu, fakat,

Ölçü ve tartısına etmiyordu hiç dikkat.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan