|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Ebû Saîd-i Harrâz
“Rahmetullahi Aleyh”
ÖLÜMÜ
BEKLİYORUM
Kendisinden nasîhat
isteyen bir kimseye,
Buyurdu. (Çok konuşmak,
zarar verir herkese.
Zîrâ her gün “Kirâmen
kâtibîn” melekleri,
Yazar konuştuğumuz bütün
kelimeleri.
Eğer azâb ederse birine
cenâbı Hak,
O kişi, o azâba
müstehaktır muhakkak.)
“Âhiret derdi” ile
dertlenmişti velhâsıl.
Hep ölüm ötesini düşünürdü
o asıl.
Derdi ki: (Âhireti
görsem de şu ânımda,
Bir ziyâdelik olmaz
şimdiki îmânımda.)
Devamlı ağlamaktan,
uyumazdı çok gece.
“Ölüm” ve “Âhiret”i
düşünürdü sâdece.
Ağlamakla geçince çok gece
uyumadan,
Bu uykusuzluğunu sordular
bir gün ondan.
Dedi ki: (Cehennemin
şiddetli harâreti,
Uykumu kaçırmıştır, budur
bunun hikmeti.
Bu dehşetli sıcaklık var
iken cehennemde,
Rahat uyuyanlara şaşarım
şimdi ben de.)
Bir cenâze görseydi,
geçerdi kendisinden.
“Âhiret halleri”ni
düşünürdü içinden.
“Güç mü alır, kolay mı
melekül mevt rûhumu?
Girdiğimde, mezarım sıkar
mı vücûdumu?
Suâl meleklerine nasıl
cevap veririm?
Sağımdan mı verilir,
solumdan mı defterim?”
Hep bunları düşünüp,
geçerdi kendisinden.
Ağlayıp yaş akardı her iki
gözlerinden.
Bir komşusu var idi evinin
tam yanında.
O der ki: (Her gün akşam,
ben eve vardığımda,
Ağlama seslerini işitirdim
komşunun.
Hep merak ederdim ki: “Ne
derdi var ki onun?”
Sabah uyandığımda,
bakardım yine ağlar.
Evinden sordurdum ki:
“Komşunun ne derdi var?”
Dediler ki: (Bizim bey,
ölümü düşünür hep.
Akşam der ki: “Sabaha
çıkar mıyım ben acep?”
Sabah da olduğunda, bunu
düşünür yine.
Der ki: “Ben çıkar mıyım
bu gün akşam vaktine?”)
|