|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Ebû Saîd-i Harrâz
“Rahmetullahi Aleyh”
ÂHİRETTE
HESAP VAR
Bu zât bir sohbetinde
buyurdu: (Ey insanlar!
Gaflete gelmeyin ki,
âhirette “Hesap” var.
Yâni “Günâh” olarak
ne yaptıysak bu günde,
Orada hesâbı var, yarın “Mîzân”
önünde.
Ey insanlar, bilhassa
kaçının “Kul hakkı”ndan.
Mahşerde zor kalkılır zîrâ
bu hak altından.
En iyisi, dünyâda hemen
helâllaşmaktır.
“Âhiret”e gidince,
tekrar uğraşmamaktır.
Eğer ki “Âhiret”e
kalırsa bir hakkınız,
Hakkınız ne kadarsa, o
kadar alırsınız.
Helâl etmiş iseniz dünyâda
onu fakat,
“Bin katı”
alırsınız âhirette mükâfât.
Ters dahî dönebilir
hesaplar âhirette.
O zaman borçlu çıkıp,
kalırsınız hayrette.
Nice alacaklılar vardır ki
zîrâ o gün,
“Borçlu” hâle düşüp
de, helâk olur büsbütün.
Hiç üzülmemek için yarın “Mahşer
günü”nde,
Hiç kimseye bir zarar
vermemeli bu günde.)
Bir gün Resûl-i ekrem
buyurdu eshâbına:
Eskiden birkaç kişi gitti
bir kabristana.
Dediler ki: (Bir duâ
edelim Rabbimize.
Ölülerden birini diriltsin
şimdi bize.
Ölüm ve âhiretten haber
versin azıcık.
Ona göre dünyâda yapalım
bir hazırlık.)
Evvelâ abdest alıp,
kıldılar hepsi namâz.
Sonra da el kaldırıp,
ettiler duâ, niyâz.
Hak teâlâ izniyle, bu duâ
akabinde,
Bir mevtâ dirilerek
kalkıverdi kabrinde.
Yüzünde vardıysa da biraz
secde eseri,
Yine “Siyah”
olmuştu yüzünün bâzı yeri.
O mevtâ dile gelip, dedi
ki: (Ey insanlar!
Gafletle yaşamayın, “Âhiret”
var, “Hesap” var.
Yatarım şu mezarda doksan
küsur senedir.
“Ölüm”ün sarsıntısı
hâlâ üzerimdedir.
Ölüyormuşum gibi, şimdi de
yine aynen,
O şiddetli acıyı
hissediyorum hâlen.
Harcamışız bu ömrü fuzûlî
şeyler ile.
Lâkin şimdi pişmânlık ve
üzülmek nâfile.)
Bir gün de buyurdu ki: (“Ölüm”
var, bu, pek kat’î.
“Âhiret”te bulunur
her şeyin hakîkati.
Orada iki yer var, ya “Cehennem”,
ya “Cennet”.
İnsanlar bu yerlerde
kalırlar ilel ebed.
Dünyâdaki işlerden sorulur
ince ince.
“Cehennem”e atılır,
cevap veremeyince.
Ameller karşılıksız
kalmıyor orada hiç.
Ya “Ebedî bir azap”,
ya da “Sonsuz bir sevinç”.)
|