|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
İmâm-ı Gazâlî
“rahmetullahi aleyh
EYVÂH DEDİ VE ÖLDÜ
“İmâm-ı Gazâlî”nin
Kimyâ-yı Seâdet nâm,
Kitâbında, şöylece buyurdu
yüce İmâm:
“İbni Samed”, âlim
ve evliyâdan bir zâttı.
Altmış yıllık ömrünün, bir
hesâbını yaptı.
“Yirmibirbin altıyüz
gün” idi geçen hayat.
Bu rakamı görünce, şaşırdı
birden o zât.
Derin bir “Âh” ederek,
dedi ki o gam ile:
(Her gün, en az “Bir
günâh” işlemiş olsam bile,
“Yirmibirbin altıyüz
günâh” eder bu cem’an.
Ben nasıl kurtulurum bu
kadar çok günâhtan?
Hem de, öyle günlerim oldu
ki benim eyvâh!
İşlemiştim bir değil, “Yüzlerce”
haram, günâh.
O halde, “Yüzbinlerce”
günâh oldu şu anda.
Öyleyse benim hâlim ne
olacak Mîzânda?)
Yıkıldı sonra yere,
düşünerek o bunu.
Halk gelip baktılar ki,
teslim etmiş rûhunu.
Ey oğlum, bu dünyâda
yaşasan da ne kadar,
Sonunda öleceksin, bu,
açık ve âşikâr.
Sımsıkı sarılsan da bu
dünyâ zevklerine,
Bir gün ayrılacaksın
hepsinden tek tek yine.
Ve yine bu dünyâda ne
istersen onu yap.
Lâkin bil ki, sorarlar
hepsinden bir bir hesap.
Îmânı, ibâdeti tam
öğrenmeden önce,
“Para kazanmak”
için çalışırsan gün gece,
Ömrünü boş şeylerle hebâ
etmiş olursun.
Eğer böyle edersen, sana
yazıklar olsun!
“İncîl”de okudum
ki, öldüğünde insanlar,
Tabuta konulup da, tâ ki
mezara kadar,
Hak teâlâ o kula, “Kırk
suâl” soracaktır.
Bunlara cevap vermek,
kolay olmıyacaktır.
Birincisi şudur ki: (Ey
kulum, ne ki sebep,
Yaşadığın müddetçe, “dünyâ”ya
çalıştın hep.
“İnsanlar sevsin”
diye uğraştın da o kadar,
Neden benim sevgime
etmedin hiç îtibâr?
Halbuki düşünseydin,
görürdün ki esâsen,
Benim ihsânlarıma gark
olmuşsun tamâmen.)
Ey oğlum, Allah bunu
soracaktır tabii.
Ama sen, oyunlara
dalmışsın çocuk gibi.
Dünyâ lezzetlerine bir
türlü doymuyorsun.
“Sağır” ve “Körler”
gibi görmüyor, duymuyorsun.
Tam yediyüz âlime sordum
ki şu suâli:
(Akıllı bir insanın, nasıl
olur ahvâli?)
Dediler: (Soğumuştur o
kimse bu dünyâdan.
“Âhiret hazırlığı”
içindedir durmadan.
Bilir ki dünyâ fânî,
âhiret ebedîdir.
“Âhiret günü” için
hazırlık içindedir.
Dünyâdan “Âhiret”e
döndürmüştür yüzünü.
İbâdetle geçirir gece ve
gündüzünü.)
|