|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Saîd bin Cübeyr
”rahmetullahi aleyh”
CEHENNEM
ACISI
Allah adamlarından âlim ve
velî bir zât.
Bir gün, “Ölüm”
hakkında şöyle etti nasîhat:
(“Kabir”, bu
yolculuğun henüz ilk konağıdır.
Bu kolay geçer ise, sonu
daha kolaydır.
Eğer zorluk olursa bir
kimseye kabirde,
Daha da çetin olur ondan
sonrakilerde.
Sonraki konaklardan, ilki
“Sûr” korkusudur.
Öyle şiddetlidir ki,
olunmaz hiç tasavvur.
Sonra, “Mahşer yeri”nde
durdurulur cümle halk.
Günâhlarına göre, herkes
olur tere gark.
Güneş, bir mızrak boyu
yaklaşır o zamanda.
“Bin sene”
beklenilir o müthiş izdihamda.
Bu vaktin sonunda da,
başlar ki hem de “Mîzân”,
Her işten, ince ince hesap
verir her insan.
Burada, korku ile başlar
öne eğilir.
Beklerler, haklarında
nasıl hüküm verilir?
Sonra “Sırat köprüsü”
ve altında “Cehennem”.
Bir an dayanılmıyan ateş,
acı ve elem.
“Sırat”ta, yedi yerde
vardır suâl durağı.
“Kul hakkı”nda,
herkesin çözülür dizi bağı.)
Yine bir sohbetinde bu
mübârek velî zât,
“Can verme”
konusunda, şöyle verdi îzâhat:
(Can verme’nin acısı
şiddetlidir ki öyle,
Başka bütün acılar “Hiç”
kalır ona göre.
Bir kimsenin önünde,
yalnız bu olsa şâyet,
Dünyâda, hiçbir şeyden
alamaz tad ve lezzet.
Yetmiş kılıç darbesi
vurulsa da birine,
“Can verme”
acısının yanında “Hiç”tir yine.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Çok kısadır bu hayat.
En büyük sermâyemiz, bu
ömrümüzdür fakat.
Yâni tam bir “İmtihân
yeri” dir ki bu âlem,
Burada kazanılır cennet
ile cehennem.
Dünyâda yaptığımız her
işin, âhirette,
Hep karşılıklarını
göreceğiz elbette.
Bu dünyâda en mes’ut, en
bahtiyâr şu kuldur:
“Âhiret”e yarıyan
işlerle meşgul olur.
Aklı olan, aldanmaz bu
vefâsız dünyâya.
Hazırlanır durmadan bu “Sonsuz
yolculuğa”.)
|