|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Ebû Bekr Ebherî
“Rahmetullahi Aleyh”
CEHENNEM
ŞİMDİ VAR
İslâm âlimlerinden olan bu
mübârek zât,
Her gün, sevdiklerine
ederdi çok nasîhat:
Derdi ki: Kardeşlerim,
îmânı olan kişi,
Nasıl işliyebilir “Günâh”
olan bir işi?
Yaptığı her ameli,
kaydediyor melekler.
Mahşerde, bunlar ona
sorulur birer birer.
Her işi ne niyetle yaptı
ise, muhakkak,
Hepsinin hesâbını soracak
cenâbı Hak.
Sâdece ameline bakmazAllah
kulunun.
Bakar ki, “O amelde,
maksadı neydi onun?”
Bir bakkal, ölüp gider
“âhiret âlemi”ne.
Tam “Ellibin sahîfe”
getirirler önüne.
Bakıp o yazılara, sorar
ki: (Bunlar nedir?)
Derler: (Senin dünyâda
yaptığın amellerdir.
Alış veriş yapmışsın sen “Elli
bin kişi”yle.
Herbirine bir sayfa açıldı
işte böyle.
Onlarla ne yaptıysan, ne
konuştuysan eğer,
Bütün inceliğiyle yazıldı
birer birer.)
Bir gün de buyurdu ki:
Şimdi vardır cehennem.
Şiddeti, bu ateşten kat
kat ziyâdedir hem.
İşte size bir misâl
vereyim ey insanlar!
Güneşte, “Elli milyon
derece” harâret var.
Halbuki bildiğiniz var ya
“Demir” mâdeni,
“Üçbin derecede”yken
erir, akar su gibi.
Harâret “Üçbin”
iken böyle olursa demir,
Güneş, tam “Elli milyon
derece”, düşünün bir.
Mahşerde, cehenneme
atacaklar “Güneş”i.
Bir anda kararacak o
muazzam ateşi.
Kenârda bir “Top”
gibi kalacak o ateşte.
Güneşin, cehenneme nisbeti
böyle işte.
Dense ki: (Cehennemde
beden yanar ve biter.
Öyle ise acıyı, insan
nasıl hisseder?)
Cevâbı şöyledir ki:
(Bedenler, âhirette,
Bu dünyâdaki gibi
olmıyacak elbette.
Dünyâdaki bedenler,
çürümeye mahkûmdur.
Ve lâkin âhirette,
bedenler başka olur.
Yâni onlar yanınca, ölüp
de bitmiyecek.
Allahın kudretiyle tekrar
diriltilecek.
Bu dünyâ, “Âhiret”e
giden bir “Yol” gibidir.
Gece gündüz, bu yolda
birer “Konak” yeridir.
Çıkmışız herbirimiz bu “Sonsuz
yolculuğa”.
Elbette ihtiyâç var azık
ile yolluğa.
“Âhiret yolculuğu”
bitecek bu gün, yarın.
“Ecel” âni geliyor,
gaflete dalma sakın.
İşte ey kardeşlerim,
pişmân olmamak için,
Bu ömür fırsatını iyi
değerlendirin.)
|