|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Tâhâ-yı
Hakkârî “Rahmetullahi Aleyh”
EN BÜYÜK
ŞEREF
Allah adamlarından, âlim
ve evliyâ zât.
Bir gün, talebesine şöyle
etti nasîhat:
Eshap, Resûlullahtan
ettiler bir gün suâl:
(Kim, insanlar içinde
bulur izzet ve kemâl?)
Buyurdu ki: (Ölüm’ü en
fazla yâdedendir.
Ve ona hazırlıkta, acele
eyliyendir.)
Sordular ki: (Günâhtan
etmek için ictinâb,
Ne gibi tedbirleri almamız
eder îcâb?)
Buyurdu. (Çıkarmayın “Ölüm”ü
yâdınızdan.
Zîrâ “Ecel”,
sür’atle geliyor ardınızdan.
Bir de, hiç unutmayın ve
bilin ki muhakkak,
Sizin her işinizi, görüyor
cenâbı Hak.
“Ölüm”,
müslümânlara hediyedir, nîmettir.
Günâhı olanlara, acı bir
musîbettir.
Hazırlıklı olursa “Ölüm”e
bir müslümân,
Sevinir, ferahlanır eceli
geldiği an.
“Îmân” ile gidince,
hele o âhirete,
Bayramdır onun için, erer
büyük devlete.
Melekül mevt gelerek,
söyler ki o mü’mine:
“Hiç korkma, gidiyorsun
Erhamürrâhimîn’e.
Cennet seni bekliyor, çok
sevin, gülsün yüzün.
Artık hiç olmıyacak sana
keder ve hüzün.”
O kişi, bu hitapla
olduğunda müşerref,
Erer büyük devlete, bu, ne
büyük bir şeref.)
Bir gün de buyurdu ki. (Ey
insanlar, bu dünyâ,
Fânî ve vefâsızdır,
aldanmayın sakın hâ!
Onun, kim aldanırsa sahte
güzelliğine,
Dünyâ ve âhirette yazık
eder kendine.
Hem “Akıllı”
olmanın, şudur ki alâmeti,
Girmez onun kalbine bu
dünyâ muhabbeti.
Her an “Âhiret”ini
düşünür aklı olan.
Çünkü iyi bilir ki, bu
dünyâ bir imtihân.
Öyle fazla korkar ki
cehennemden, ateşten,
Kaçınır titizlikle, günâh
olan her işten.
Kışın evde sobaya koyarken
kömür, odun,
O anda, hâtırına “Cehennem”
gelir onun.
Her nerede, ne zaman
sohbet etse bir ara,
“Ölüm” ve “Âhiret”ten
bahseder insanlara.
“Ahmak” ise,
kaptırır bu dünyâya gönlünü.
Yaşar gaflet içinde,
düşünmez “Ölümü”nü.
Zîrâ ahmaklığa da şudur ki
bir alâmet,
Kalbinde, bu fânîye besler
sevgi, muhabbet.
Bu dünyâ önce “Yok”tu,
sonra da “Yok” olacak.
İki yok arasında bir
“Hayat”tır bu ancak.
Bir şeyin olacağı “Muhakkak”
ise eğer,
Onu “Oldu” bilmeli,
zamanlar çabuk geçer.
“Ölüm” de, insan
için mutlaka gelecektir.
Öyleyse şimdi onu “Geldi”
bilmek gerektir.)
|