ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - "ÖLÜM, KABİR, KIYÂMET" HALLERİ

Seyfeddin-i Halvetî “Rahmetullahi Aleyh”

 

SENİNLE İŞİM VAR

 

Allah adamlarından âlim ve velî bir zât.

Bir gün, sevdiklerine anlattı şöyle bizzât:

 

Vaktiyle çok “Gururlu” ve “Kibirli” bir sultân,

Ülkesini gezmeyi arzu etti bir zaman.

 

Ata binip, yanına aldı avanesini.

Çıktı bir gezintiye, dolaştı ülkesini.

 

Giderken bir haşmetle, hayli gururlanarak,

Karşısına, bir kimse çıktı âni olarak.

 

Yamalı elbiseli, yaşlı bir kimse idi.

Yanına yaklaşarak, önce bir selâm verdi.

 

Almadı selâmını, sultân çok gurûrundan.

O dedi: (Senin ile bir işim var ey sultân!)

 

Sultân, sinirlenerek dedi: (Ne istiyorsun?

Sen hangi cesâretle bana söz söylüyorsun?)

 

Atının dizginini tutarak o ihtiyâr,

Tekrar edip dedi ki: (Seninle bir işim var!)

 

Çâresiz kalan sultân, ondan kurtulmak için,

Dedi: (Söyle bakalım, benimle neymiş işin?)

 

O dedi. (Bu, açıktan söylenecek şey değil.

Gizlidir, onun için bana doğru az eğil.)

 

Sultân, ister istemez eğilince o yana,

(Ben Azrâil’im!) diye, bildirdi o sultâna.

 

Buz kesildi sultânın birden eli ayağı.

Korkudan rengi kaçtı, çözüldü dizi bağı.

 

Kekeleyip dedi ki hazreti Azrâil’e:

(İzin ver, görüşeyim gidip ailem ile.)

 

Lâkin o, biraz bile vermedi ona izin.

Aldı hemen rûhunu, bir an beklemeksizin.

 

Sonra o kıyâfetle, oradan ayrılarak,

Bu sefer, bir “Mü’min”e geldi âni olarak.

 

Ve yanına iyice yaklaşarak o zaman,

Dedi: (Biraz işim var seninle ey müslümân!)

 

O dedi: (Peki, hayhay, emrin baş üzerine.

Ne gibi hizmet varsa, getireyim yerine.)

 

Melekül mevt dedi ki: (Ey müslümân kardeşim!

Ben ölüm meleğiyim, seninle budur işim.)

 

O dedi: (Hoş geldiniz, safâlar getirdiniz.

Ben de sizi beklerdim, beni sevindirdiniz.

 

Lâkin ricâm şudur ki, çabuk olun az daha.

Rûhumu, bir an önce kavuşturun Allaha.)

 

Melek dedi: (Ey mü’min, var mı benden bir arzun?

Rûhunu ne şekilde almamı istiyorsun?)

 

O dedi: (Mâdem öyle, izin ver bana biraz.

Kılayım şuracıkta iki rekâtbir namâz.

 

Ben, ikinci rekâtın secdesini yaparken,

İşte tam o sırada, rûhumu kabzet hemen.)

 

Kabûl etti Azrâil, onun bu ricâsını.

Secdede, incitmeden alıverdi canını.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan