ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - "ÖLÜM, KABİR, KIYÂMET" HALLERİ

Abdullah-ı Bosnevî “Rahmetullahi Aleyh”

 

GÖTÜRÜN ONU GERİ

 

Abdullah-ı Bosnevî”, büyük âlim ve velî.

Sözleri, herkes için olurdu fâideli.

 

Bir gün “Ölüm” hakkında kendisinden sordular.

Cevâbında şöyle bir îzâhta bulundular:

 

Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfinde,

Buyurdu ki: Bir “Mü’min” vefât eylediğinde,

 

Yerde ve gökte olan sayısız çok melekler,

Onun için, çok tövbe ve istiğfâr ederler.

 

Melekler, o ruh ile yükselirken göklere,

Bütün gök kapıları açılır birden bire.

 

Sonra, Rabbil izzete varır ve arz ederler:

(Filân kulun rûhunu getirdik şimdi) derler.

 

Hak teâlâ buyurur: (Götürün onu geri!

Gösterin vâdettiğim sayısız nîmetleri.)

 

Döndürürler kabrine bir anda kendisini.

Dağılan cemâatin, duyar ayak sesini.

 

Sonra suâl ederler ona “Münker” ve “Nekîr”,

Bi iznillah hepsine, dosdoğru cevap verir.

 

O an nurlu birini görüverir önünde.

Böyle “Güzel” bir kişi görmemiştir ömründe.

 

Der ki: (Sen kimsin acep, çok sevdi rûhum seni.

Görmedim senden güzel, sevimli birisini.)

 

O der: (Senin yaptığın ihlâslı amellerim.

Geldim, sonsuz cenneti sana müjdeliyeyim.)

 

O an kabri genişler, bir “Harman yeri” kadar.

Cennet kokularıyla bir anda kabri dolar.

 

Kabrine bir “Pencere” açılarak cennetten,

Cennet yaygılarıyla döşenir içi hemen.

 

O der ki: (Yâ ilâhî, bu ne nîmet, seâdet.

Cennete girmem için, çabuk kopsa kıyâmet.)

 

Ölen, “Kâfir” biriyse, yer ve gökte melekler,

O ruhtan iğrenir ve ona lânet ederler.

 

Cümle gök kapıları, kapanırlar yüzüne.

Ve râzı olmazlar ki yükselsin gökyüzüne.

 

Hak teâlâ buyurur: (Onu geri çevirin!

Ona da, vâdettiğim azâbı haber verin.)

 

Döndürürler kabrine bir anda kendisini.

Dağılan cemâatin duyar ayak sesini.

 

Münker ile Nekîre veremez doğru cevap.

Onlar dahî derler ki: (Hak oldu sana azap.)

 

O anda pis kokulu, çok “Çirkin” biri gelir.

O, onu görür görmez, fecî halde iğrenir.

 

Der ki: (Sen nerden çıktın ve dikildin önümde?

Görmedim senden çirkin bir kişi ben ömrümde.)

 

O der: (Senin dünyâda yaptığın amellerim.

Geldim, “Sonsuz azâb”ı sana haber vereyim.)

 

Sonra da, azâb ile vazîfeli bir melek,

Azâb eder o kula, kıyâmet gününe dek.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan