ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - "ÖLÜM, KABİR, KIYÂMET" HALLERİ

Ahmet Mekkî Efendi “Rahmetullahi Aleyh”

 

ŞEHÎDEN VEFÂT ETTİ

 

Ahmet Mekkî Efendi”, âlim ve evliyâdan.

Dîni öğretmek için, çalıştı hiç durmadan.

 

Bıkmadan ders okuttu, verdi vâ’zü nasîhat.

Hep bu yolda çalışıp, şehîden etti vefât.

 

Çünkü o, hiç durmayıp, hiç de dinlenmiyerek,

Hizmet etti islâma, insan yetiştirerek.

 

Yoktu bir düşüncesi, “Ders okutmak”tan başka.

Şehit olmasının da, sebebi buydu başta.

 

Dünyâlık hiçbir şeyi etmedi aslâ talep.

Âhiret”e dönüktü, kalbi ve rûhuyla hep.

 

Bir terzisi var idi, “Hâbil Efendi” diye.

Bir elbise diktirdi bir defâ bu terziye.

 

 O, “Son elbisesi”ymiş meğerse bu “Velî”nin.

Terzi dedi: (Efendim, güle güle giyinin.)

 

Buyurdu ki: (Bakalım, bu elbiseyi giymek,

Ne kadar nasîb olur, ömrümüz kalmadı pek.)

 

Ben dahî yanındaydım, işittim bunu bizzât.

Ondan sonra, çok zaman geçmeden etti vefât.

 

Sanki o, biliyordu vefât edeceğini.

Verirdi ara ara bunun işâretini.

 

Henüz vefât etmeden bir hafta evvelinden,

Bir banyo almasını söylediler evinden.

 

Buyurdu ki: (Lüzum yok, banyo kalsın bu sefer.

Zîrâ beni yakında, gasleder Alî Sezer.)

 

Alî Sezer” adında vardı bir talebesi.

En çok onun olmuştu, ondan istifâdesi.

 

Bu sözü üzerinden, bir hafta geçti zaman.

Ahmet Mekkî Efendi” göç etti bu dünyâdan.

 

Vefâtına bir hafta kalmıştı ki, o yine,

Bildirdi bu husûsu çok sevdiği birine.

 

Daha da yaklaşınca vefâtı bu “Velî”nin,

Dedi: (Hasta olursam, hiç doktor getirmeyin.)

 

Ve bir gün yapıyorken sabah kahvaltısını,

Birden bire elinden düşürdü bardağını.

 

Kalkıp, elbisesini giymek istedi, fakat,

İki üç saat sonra,eyledi Hakka vuslat.

 

Kan sızdı uzun müddet ağzından dışarıya.

Bu, “Şehîd olduğu”nun işâretiydi zîrâ.

 

O vefât ettiğinde, başka bir evliyâ zât,

Dedi: (Dînin direği yıkıldı bu gün heyhât!)

 

Öyle te’sir etti ki vefâtı bu fakîre,

Sanki yetim kalmıştım o anda birden bire.

 

Ömrümde böyle acı ve keder görmemiştim.

İstanbul başımıza yıkıldı” zannetmiştim.

 

Bir “Âlim”in ölümü, ölümüdür “Âlem”in.

Yüceltsin makamını onun Rabbil âlemîn.

 

Yâ rabbî, “Ahmet Mekkî Efendi” hürmetine,

Kavuştur cümlemizi yüksek şefâatine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan