|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Ahmet Mekkî Efendi “Rahmetullahi Aleyh”
ŞEHÎDEN VEFÂT ETTİ
“Ahmet Mekkî Efendi”,
âlim ve evliyâdan.
Dîni öğretmek için,
çalıştı hiç durmadan.
Bıkmadan ders okuttu,
verdi vâ’zü nasîhat.
Hep bu yolda çalışıp,
şehîden etti vefât.
Çünkü o, hiç durmayıp, hiç
de dinlenmiyerek,
Hizmet etti islâma, insan
yetiştirerek.
Yoktu bir düşüncesi, “Ders
okutmak”tan başka.
Şehit olmasının da, sebebi
buydu başta.
Dünyâlık hiçbir şeyi
etmedi aslâ talep.
“Âhiret”e dönüktü,
kalbi ve rûhuyla hep.
Bir terzisi var idi, “Hâbil
Efendi” diye.
Bir elbise diktirdi bir
defâ bu terziye.
O, “Son elbisesi”ymiş
meğerse bu “Velî”nin.
Terzi dedi: (Efendim,
güle güle giyinin.)
Buyurdu ki: (Bakalım,
bu elbiseyi giymek,
Ne kadar nasîb olur,
ömrümüz kalmadı pek.)
Ben dahî yanındaydım,
işittim bunu bizzât.
Ondan sonra, çok zaman
geçmeden etti vefât.
Sanki o, biliyordu vefât
edeceğini.
Verirdi ara ara bunun
işâretini.
Henüz vefât etmeden bir
hafta evvelinden,
Bir banyo almasını
söylediler evinden.
Buyurdu ki: (Lüzum yok,
banyo kalsın bu sefer.
Zîrâ beni yakında,
gasleder Alî Sezer.)
“Alî Sezer” adında
vardı bir talebesi.
En çok onun olmuştu, ondan
istifâdesi.
Bu sözü üzerinden, bir
hafta geçti zaman.
“Ahmet Mekkî Efendi”
göç etti bu dünyâdan.
Vefâtına bir hafta
kalmıştı ki, o yine,
Bildirdi bu husûsu çok
sevdiği birine.
Daha da yaklaşınca vefâtı
bu “Velî”nin,
Dedi: (Hasta olursam,
hiç doktor getirmeyin.)
Ve bir gün yapıyorken
sabah kahvaltısını,
Birden bire elinden
düşürdü bardağını.
Kalkıp, elbisesini giymek
istedi, fakat,
İki üç saat sonra,eyledi
Hakka vuslat.
Kan sızdı uzun müddet
ağzından dışarıya.
Bu, “Şehîd olduğu”nun
işâretiydi zîrâ.
O vefât ettiğinde, başka
bir evliyâ zât,
Dedi: (Dînin direği
yıkıldı bu gün heyhât!)
Öyle te’sir etti ki vefâtı
bu fakîre,
Sanki yetim kalmıştım o
anda birden bire.
Ömrümde böyle acı ve keder
görmemiştim.
“İstanbul başımıza
yıkıldı” zannetmiştim.
Bir “Âlim”in ölümü,
ölümüdür “Âlem”in.
Yüceltsin makamını onun
Rabbil âlemîn.
Yâ rabbî, “Ahmet Mekkî
Efendi” hürmetine,
Kavuştur cümlemizi yüksek
şefâatine.
|