ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

04 - "ÖLÜM, KABİR, KIYÂMET" HALLERİ

Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî “Rahmetullahi Aleyh”

 

EZÂNA HÜRMET

 

Bu büyük evliyâyı çok seven bir müslümân,

Ölüm hastalığı”na yakalandı bir zaman.

 

İyice anlayınca vefât edeceğini,

Evlâdına şöylece yaptı vasiyyetini:

 

(Ben ölürsem, Mevlânâ, kabrimde dursun biraz.

Affım için Allaha eylesin duâ, niyâz.)

 

Az sonra da bu kişi, göçtü dâr-ı bekâya.

Verdiler bu haberi “Hazreti Mevlânâ”’ya.

 

O da, memnûniyetle teşrîf etti kabrine.

O zâtın affı için, duâ etti Rabbine.

 

Çocuklarından biri, rüyâda gördü onu.

Hem cennette, nîmetler içinde olduğunu.

 

Yanına yaklaşarak, sordu ki: (Hacı baba!

Sen, bu yüksek makama nasıl vardın acabâ?)

 

Dedi ki: (Ey evlâdım, pek yoktu ibâdetim.

Ve lâkin velîlere pek çoktu muhabbetim.

 

Bilhassa “Mevlânâ”yı seviyordum pek fazla.

Ve kalben, kendisine hayrân idim ihlâsla.

 

Ben kabre girdiğimde, geldi Münker ve Nekîr.

Sorguya başladılar: “Rabbin kim, dînin nedir?”

 

Onlar bu suâlleri sorarken kükriyerek,

Geldi o an çok güzel ve sevimli bir “Melek”.

 

Münker ile Nekîre dedi ki hemen sonra:

“Lüzum yok bu kimseye böyle suâl sormaya.

 

Affetti Allah bunu Mevlânâ hürmetine.

Siz, suâllerinizi sorun başka birine.”

 

Onlar da, o meleğin sözünü dinliyerek,

Ayrıldılar yanımdan “Müsterîh ol!” diyerek.

 

O andan îtibâren ben artık cennetteyim.

İşte, gördüğün gibi, nîmetler içindeyim.)

 

Mevlânâ hazretleri “Ezân”ı işitince,

Durur ve dinler idi, büyük huşû içinde.

 

Bu hususta, kendisi nakletti bir hâdise.

Buyurdu: (Tanıyorum Belh şehrinde bir kimse.

 

Her ne zaman “Ezân”ı işitseydi o kişi,

Her ne ki yapıyorsa, bırakırdı o işi.

 

Ve hemen diz üzeri oturup tam o sâat,

Dinler ve bittiğinde getirirdi salevât.

 

Sonra da, namâz için câmiye gidiyordu.

Namâzı, bir an olsun hiç geciktirmiyordu.

 

Bu güzel âdetini bozmamıştı hiç o zât.

Nihâyet işittik ki, bu kimse etmiş vefât.

 

Tabut, eller üstünde gidiyordu ki, birden,

Okunmaya başladı “Ezân” da minâreden.

 

Ne zaman ki müezzin, okudu ilk tekbîri,

Tabut durdu havada, gitmedi hiç ileri.

 

Hareketsiz bekledi ezân bitene kadar.

Vaktâ ki ezân bitti, yürüdü yine tekrar.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan