|
04 - "ÖLÜM, KABİR,
KIYÂMET" HALLERİ
Atâ el Ezrak
“Rahmetullahi Aleyh”
ÖLÜM,DEHŞETLİ İŞ
Bu zât buyuruyor ki: (Ben
duâ ediyorum.
“Yâ rabbî, cehennemde
bizi yakma” diyorum.
İnsan kurtulmadıkça
azaptan “Âhiret”te,
Nasıl hissedebilir kendini
emniyette?
Ölüm, kabir ve mahşer,
hesap, mîzân ve sırat.
Bunlar geçilmedikçe olunur
mu hiç rahat?
“Ölüm” dehşetli bir
iş, o anda şuur kalkar.
O zaman “Allah”
demek kolay olmaz o kadar.
Diyelim ki kurtardı
“Îmân”ını son anda,
Lâkin “Kabir sıkması”
olacak mezarında.
Böcekler ve akrepler
yiyecek vücûdunu.
Günâhları çok ise, mutlaka
görür bunu.
Sonra bir “Mahşer”
var ki, mümkün değil dayanmak.
Bir ayağın üstünde,
bulunur binbir ayak.
Bir nice “Bin sene”ler
o meydanda beklenir.
İnsanlar, izdihamdan bîtab
olur, tükenir.
Nice insan vardır ki,
mâliktir çok “Sevâb”a.
Lâkin hesap sonunda, dûçâr
olur azâba.
Çünkü dünyâda iken, “Kul
hakkı”na girmiştir.
Ne kadar ecri varsa,
onlara verilmiştir.
Onların günâhı da yüklenir
bu kişiye.
Sonra, “Müflis”
olarak sürüklenir ateşe.)
Bir gün de, sohbetinde
buyurdu: (Ey cemâat!
Gaflete gelmeyin ki, çabuk
biter bu hayat.
Günâh işliyenlere bakıp
üzülüyorum.
“Yâ rabbî, bu insanlar
nasıl yanar?” diyorum.
Çok dehşetli günler var
hepimizin önünde.
Rezil rüsvâ olmak var
yarın “Mahşer günü”nde.
Bu çetin geçitlerden
kurtulmadıkça insan,
Neş’elenebilir mi dünyâda
kısa bir an?
Önce bir “Ölüm” var
ki, o anda kalkar şuur.
“Kelime-i tevhîd”i
söylemek çok zor olur.
Bir araya gelse de
dünyâdaki acılar,
“Can acısı”
yanında, yine de “Hiç” kalırlar.
Sonra “Kabir azâbı”
başlar ki mezarında,
Karanlık, dar bir yerdir,
kimse olmaz yanında.
Sonra, korkunç şekilde
gelerek “Münker-Nekîr”,
Suâle çekerler ki:
“Rabbin kim, dînin nedir?”
Günâhı nisbetinde, mezarı
sokar onu.
Böcekler ve akrepler
kemirir vücûdunu.
Kâfirlerin mezarı, “Cehennemden
bir çukur”,
Müslümânın ki ise, “Cennetten
bahçe” olur.
Sonra “Mahşer azâbı”,
gâyet zordur ve çetin.
İnsanlar nice “Bin yıl”
beklerler hesâb için.
Sonra “Mîzân”
kurulup, ameller tartılır hep.
Günâh ağır gelirse, ne
olur hâli acep?)
|