|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Ali bin
Muvaffak “Rahmetullahi Aleyh”
GÜNÂH İŞLİYECEKSEN...
İslâm âlimlerinden olan bu
evliyâ zât,
Bir gün talebesine şöyle
etti nasîhat:
(“Hâlis mü’min”
odur ki, ödü kopar günâhtan.
Ufak bir günâh için, hayâ
eder Allahtan.
Kötü bilmez kimseyi, aslâ
etmez “Sû-i zan”.
Bunun çirkinliğini
bilmiyor çoğu insan.
Halbuki bir müslümân, çok
nâfile ibâdet,
Yaparak, ömür boyu eylese
buna gayret,
Bunlardan kazandığı o “Sevaplar”ı,
yine,
Meselâ terâzinin konsa bir
kefesine,
Öbürüne de bir tek “Sû-i
zan” seyyiesi,
Konulsa, ağır gelir işbu “Günâh”
kefesi.
Çünkü “Kul hakkı”
olup, vebâli çok büyüktür.
Âhirete kalırsa, tahammülü
zor “Yük”tür.)
Bir gün de, huzûruna
gelerek bir müslümân,
Nasîhat isteyince, buyurdu
ki o zaman:
(Günâh işliyeceksen, iyice
düşün, taşın.
Allahın gönderdiği bir “Rızk”ı
yeme sakın.
Ona isyân etmeği
düşünüyorsan şâyet,
Onun “Mülk”ünden
çık da, başka yerde isyân et.
Hem mülkünde oturup, hem
rızkını yiyerek,
Hem de gördüğü yerde, olur
mu isyân etmek?
“Melekül mevt”
gelince almak için rûhunu,
Müsâde etme sakın ve
yanından kov onu.)
O müslümân dedi ki:
(Efendim, nasıl olur.
İmkân var mı hiç buna,
melek nasıl kovulur?)
Buyurdu ki: (Öyleyse tövbe
eyle durmadan.
Zîrâ ölüm meleği ânî gelir
çok zaman.
Mezarda “Münker-Nekîr”
ismindeki melekler,
Gelirse, kov onları süâle
çekmesinler.)
Dedi ki: (Ey efendim,
kovamam ben onları.)
Buyurdu ki: (Öyleyse
hazırla cevapları.)
Bir gün de bir müslümân,
gelerek bu “Velî”ye,
Ricâ etti: “Bana bir
nasîhat eyle” diye.
Buyurdu: (Bir günâha, deme
sakın “Bu ufak”.
Sen onunla Rabbineâsî
oldun, ona bak.
Günâhın küçüğü de “Büyük”tür,
eyle hayâ.
Çünkü isyân etmektir o da
Hak teâlâya.)
Birine mektup yazıp,
buyurdu ki: (Evlâdım,
“Ecel”, hep
ardımızdan geliyor adım adım.
Hesâba çekilmeden, görün
hesâbınızı.
Ölmeden tövbe edip,
isteyin affınızı.
Zîrâ kıyâmet günü, mâzeret
kabûl olmaz.
“Tövbe” için, bu
günden müsâit gün bulunmaz.
Herkes, amelleriyle gelir
mahşer yerine.
İnsanların halleri,
benzemez birbirine.
Ne mutlu şu kula ki, çok
azdır “Günâh”ları.
Ne yazık şunlara ki, Arşa
çıkar “Âh”ları.)
|