ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN FAZİLETİ

Ali bin Muvaffak “Rahmetullahi Aleyh”

 

DELİNİN CEVÂBI

 

Allah adamlarından olan bu mübârek zât,

Her gün, talebesine ederdi çok nasîhat.

 

Bir gün de, bir yaz günü, birkaç talebesiyle,

Gezintiye çıktılar dinlenmek gâyesiyle.

 

Bir “Tımarhâne” görüp, içeriye girdiler.

Oranın doktoruna şöyle suâl ettiler:

 

(Günâh hastalığıyla dertli olanlar için,

Şifâ, devâ olacak bir ilâç bilir misin?)

 

O doktor, bu suâle cevap veremeyince,

Bunu duyan bir “Deli”, söze girdi hemence.

 

Bir teveccühü ile bu âlim ve velînin,

Dedi: (Ben biliyorum ilâcını bu derdin.

 

Önce “Tövbe” kökünü, “İstiğfâr” yaprağıyla,

Kalp” havanına koyup, döv “Tevhîd” tokmağıyla.

 

Sonra onu geçirip, bir “İnsâf” eleğinden,

Pişmânlık” gözyaşıyle hamur hap onu hemen.

 

Aşkullah” ateşinde pişirip kurutarak,

Aşk-ı Muhammediyye” balından da katarak,

 

Kanâat” kaşığıyla yer isen gündüz gece,

Günâh” hastalığından kurtulursun böylece.)

 

Müslümân, temiz bir genç, gelerek bu “Velî”ye,

Ricâ etti (Bana bir nasîhat eyle) diye.

 

Buyurdu: (Sen Allahın çok âciz bir kulusun.

Hiç “Günâh” işleme ki, sonra pişmân olursun.

 

Ölüm” var, “Âhiret” var, âsîlere “Azap” var.

Günâhlardan el çek ki, şiddetlidir azaplar.

 

Öyle çok korkmalı ki kul “Günâh” ve “Haram”dan,

İçi kan ağlamalı, bir “Günâh” gördüğü an.)

 

Yumuşak, güleryüzlü idi umûmiyetle.

Herkese davranırdı, şefkat ve merhametle.

 

Hiç “Yağmur” yağmıyordu o beldede bir sene.

Duâ etmesi için, geldiler kendisine.

 

Kabûl edip çıktılar sahrâya duâ için.

Zîrâ sıkıntıları pek çoktu her kişinin.

 

O, bütün ahâlîye seslendi: (Ey insanlar!

“Günâh”ı sebebiyle kula gelir belâlar.

 

Bizim günâhımızdan, bu belâ geldi bize.

Gelin tövbe edelim birlikte Rabbimize.)

 

Sonra da el kaldırıp, duâ etti: (İlâhî!

Kur'ân-ı kerîminde bize sen bizâtihi,

 

Şöyle buyurursun ki, “Doğru söylerse bir kul,

Onun duâlarını ederim elbet kabûl.”

 

Biz de, günâhımızı îtirâf ediyoruz.

Pişmânız, tövbe ettik, mağfiret diliyoruz.

 

Dileğimiz odur ki, olalım cümle mağfûr.

Ve sonsuz hazînenden, ihsân et bize yağmur.)

 

Onun bu duâsıyla öyle “Yağmur” yağdı ki,

Böyle yağmur yağması, olmamıştı hiç vâkî.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan