|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Ubeydullah Serhendî
“Rahmetullahi Aleyh”
GÜNÂH,ZEHİR GİBİDİR
Bu zât buyuruyor ki: (Çok
korkunuz Allahtan.
Sakının, çok sakının her “Haram”
ve “Günâh”tan.
Nitekim evliyâdan bir
mübârek zât vardı.
“Allah korkusu”
ile, her günâhtan kaçardı.
Gençliğinde, bir “Kadın”
geldi bir gün yanına.
Konuşup, çirkin bir iş
teklif eyledi ona.
O bunu işitince, kan
beynine sıçradı.
Hiç cevap vermiyerek,
oradan uzaklaştı.
Ve başladı kaçmaya o
kadının şerrinden.
O “Ahlâksız kadın”
da, koştu onun peşinden.
“Günâh korkusu” ile
kadından kaçar iken,
Birden bire önüne, bir “Çukur”
çıktı birden.
Şöyle bir nazar etti,
derindi içerisi.
“Haram”
işlemektense, yoktu başka çâresi.
O “Edebsiz kadın”
da geliyordu ardından.
O çukura atlayıp, kurtuldu
o kadından.
O hâdiseden sonra, geçti
çok uzun yıllar.
Yaşı da ilerleyip, oldu
hem çok ihtiyâr.
Gençlikte yaşadığı halleri
düşünürken,
Bir ara hâtırına “Bu
kadın” geldi birden.
Duydu bir an nefsinin
şöyle söylediğini:
“Niçin kabûl etmedin onun
o teklîfini?
Peki deyip, o çirkin fiili
işleseydin.
Sonra da pişmân olup,
istiğfâr eyleseydin.”
Nefsinden bu düşünce
gelince kendisine,
Çok fazla üzülerek, şöyle
dedi nefsine:
"Ey günâhlarla dolu habîs
ve alçak nefis!
Senin böyle düşünmen, ne
çirkindir ve ne pis.
“Kırk yıl” önce,
genç iken böyle düşünmedin de,
Şimdi mi düşünürsün, bu ihtiyâr hâlinde?
“Kırk sene”dir
çektiğin mücâhede, riyâzet,
Ne oldu gece gündüz o çalışma, o gayret?
Gençken yüzvermedin de sen
o “Âdi kadın”a,
Pişmân mı oluyorsun şimdi o yaptığına?
Ey nefsim, sen ne alçak,
ne hâinmişsin meğer.
Şu ihtiyâr hâlinle
düşünürsün bak neler.”
Öyle çok üzüldü ki
nefsinin bu sözüne,
Günlerce rahat uyku girmez
oldu gözüne.
Halbuki girmemişti o “Günâh”a
o zaman.
Sırf bu “Düşünce”sine
üzülüp oldu pişmân.
O kadar yükseldi ki bu
pişmânlığı ile,
Böyle yükselemezdi hiçbir
ibâdetiyle.
Peygamber Efendimiz
hadîste bildirmiştir:
“Günâha tövbe eden, hiç
yapmamış gibidir.”
Kalp gözüyle bakanlar,
açıkça görürler ki,
Günâh “Zehir”
gibidir, yâhut da “Ateş” gibi.
“Zehir” yiyebilir
mi bir insan bile bile?
Yâhut tutabilir mi “Ateş”i,
eli ile?)
|