|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Rükneddîn-i Çeştî
“Rahmetullahi Aleyh”
HER GÜNÂH“BÜYÜK”TÜR
Bu zât bir sohbetinde
buyurdu: (Kardeşlerim,
Size, “İki günâh”tan
haber vermek isterim.
Hem bunlar “Şirk”
ve “Küfr”e yakındır ki o kadar,
Sanki aralarında, bulunur
ince bir zar.
Biri “Kibir”
bunların, “Sihir”dir ötekisi.
Yok, günâhlar içinde daha
tehlikelisi.
“Kibir”, öyle büyük
bir belâdır ki, mâzallah,
Kibirli olanlara,
düşmandır bizzât Allah.
Eğer ki kibirli ve
gururluysa bir kişi,
Temizler bunu ancak
cehennemin ateşi.)
Derdi ki: (Bir “Günâh”ı
işlerse bir müslümân,
Derhal tövbe eyleyip,
geçirmesin hiç zaman.
Eğer ki şartlarına
edilirse riâyet,
Hak teâlâ o kulu, eder af
ve mağfiret.
Öyle üzülmeli ki hem de
günâh sâhibi,
Ağlayıp, yaş akmalı
gözünden ırmak gibi.
“Günâh”lar, büyük,
küçük diye ayrılırsa da,
Yine hepsi “Büyük”tür,
günâh küçük olsa da.
Çünkü günâh, Allaha karşı
isyân etmektir.
Bir kulun, Sâhibine isyânı
ne demektir?
“Mü’min”, her
günâhını çok büyültür gözünde.
Asılmış bir “Dağ”
gibi görür başı üstünde.
Hattâ tek bir kıl ile
duruyor onu sanır.
Ve her an düşebilir
olduğuna inanır.
“Münâfık”,
ehemmiyyet vermez hiç günâhına.
Günâh büyük olsa da, “Pek
küçük” gelir ona.
Burnunun üzerine konmuş
sanki bir “Sinek”.
Elini kaldırırsa, hemen
uçup gidecek.)
Bir gün, yeni ve temiz
elbise giyerekten,
Cumâ namâzı için, acele
çıktı evden.
“Bir kadın” da
vardı ki o mahallede yine,
Düşmanlık besliyordu
Hakkın bu “Velî”sine.
Çamaşır yıkamıştı evde
sabah erkenden.
“Kirli” ve “Pis”
sularla doluydu hem de leğen.
Birikmiş pis suları,
bilerek büyük fırsat,
Tam kapının önünden
geçerken bu büyük zât,
Devirdi o leğeni başından
aşağıya.
Yoktu hiç kendisinde çünkü
edeb ve hayâ.
Islandı pis sularla o “Velî”nin
her yeri.
Ve kirlendi tamâmen temiz
elbiseleri.
Başını kaldırıp da bakmadı
“Bu kim?” diye.
Evine gitmek için, hemen
döndü geriye.
Hem de, kendi kendine
düşündü ki o hattâ:
“Demek ki, işlemişim ben
bir günâh ve hatâ.
Eğer ben etmeseydim
Rabbime günâh, isyân,
O da, bu hakâreti yapmazdı
bana şu an.
O halde, ben kendimi
düzelteyim”
diyerek,
Tövbe istiğfâr etti
gözyaşları dökerek.)
|