ŞİİRLERLE MENKIBELER

İMÂN ve NAMAZ

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN FAZİLETİ

Rükneddîn-i Çeştî “Rahmetullahi Aleyh”

 

HER GÜNÂH“BÜYÜK”TÜR

 

Bu zât bir sohbetinde buyurdu: (Kardeşlerim,

Size, “İki günâh”tan haber vermek isterim.

 

Hem bunlar “Şirk” ve “Küfr”e yakındır ki o kadar,

Sanki aralarında, bulunur ince bir zar.

 

Biri “Kibir” bunların, “Sihir”dir ötekisi.

Yok, günâhlar içinde daha tehlikelisi.

 

Kibir”, öyle büyük bir belâdır ki, mâzallah,

Kibirli olanlara, düşmandır bizzât Allah.

 

Eğer ki kibirli ve gururluysa bir kişi,

Temizler bunu ancak cehennemin ateşi.)

 

Derdi ki: (Bir “Günâh”ı işlerse bir müslümân,

Derhal tövbe eyleyip, geçirmesin hiç zaman.

 

Eğer ki şartlarına edilirse riâyet,

Hak teâlâ o kulu, eder af ve mağfiret.

 

Öyle üzülmeli ki hem de günâh sâhibi,

Ağlayıp, yaş akmalı gözünden ırmak gibi.

 

Günâh”lar, büyük, küçük diye ayrılırsa da,

Yine hepsi “Büyük”tür, günâh küçük olsa da.

 

Çünkü günâh, Allaha karşı isyân etmektir.

Bir kulun, Sâhibine isyânı ne demektir?

 

Mü’min”, her günâhını çok büyültür gözünde.

Asılmış bir “Dağ” gibi görür başı üstünde.

 

Hattâ tek bir kıl ile duruyor onu sanır.

Ve her an düşebilir olduğuna inanır.

 

Münâfık”, ehemmiyyet vermez hiç günâhına.

Günâh büyük olsa da, “Pek küçük” gelir ona.

 

Burnunun üzerine konmuş sanki bir “Sinek”.

Elini kaldırırsa, hemen uçup gidecek.)

 

Bir gün, yeni ve temiz elbise giyerekten,

Cumâ namâzı için, acele çıktı evden.

 

Bir kadın” da vardı ki o mahallede yine,

Düşmanlık besliyordu Hakkın bu “Velî”sine.

 

Çamaşır yıkamıştı evde sabah erkenden.

Kirli” ve “Pis” sularla doluydu hem de leğen.

 

Birikmiş pis suları, bilerek büyük fırsat,

Tam kapının önünden geçerken bu büyük zât,

 

Devirdi o leğeni başından aşağıya.

Yoktu hiç kendisinde çünkü edeb ve hayâ.

 

Islandı pis sularla o “Velî”nin her yeri.

Ve kirlendi tamâmen temiz elbiseleri.

 

Başını kaldırıp da bakmadı “Bu kim?” diye.

Evine gitmek için, hemen döndü geriye.

 

Hem de, kendi kendine düşündü ki o hattâ:

“Demek ki, işlemişim ben bir günâh ve hatâ.

 

Eğer ben etmeseydim Rabbime günâh, isyân,

O da, bu hakâreti yapmazdı bana şu an.

 

O halde, ben kendimi düzelteyim” diyerek,

Tövbe istiğfâr etti gözyaşları dökerek.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan