|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Sâlih Gülâbî
“Rahmetullahi Aleyh”
EBEDÎ
SEÂDET İÇİN
Allah adamlarından bu
büyük evliyâ zât,
Bir gün, sevdiklerine
şöyle etti nasîhat:
(Kardeşlerim, müslümân “İyi
insan” demektir.
Tek derdi, Hakka karşı
“Günâh işlememek”tir.
“Allah korkusu”
ile, dâimâ ağlar, inler.
Günâhından utanıp, gece
gün tövbe eder.
Yapacak olsa eğer o
herhangi bir işi,
“Günâh olmasın”
diye, çırpınır, titrer içi.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Helâlden az yemeği,
Gece ibâdetinden, bilirim
daha iyi.
Mîde dolu olunca, gaflet
gelir kişiye.
O, Rabbini unutur,
meyleder “Haram” işe.
Helâlin ziyâdesi olursa
buna sebep,
“Haram”la
dolduranın, ne olur hâli acep?
Ebedî seâdete kavuşabilmek
için,
“Günâh”tan
kaçınması lâzım gelir kişinin.
Ey insanlar şunu da
biliniz ki pek âlâ,
“Günâh”ı olanları,
affeder Hak teâlâ.
Lâkin azâbı dahî vardır ki
Rabbimizin,
Senet yok elimizde, ondan
kurtulmak için.
Kur'ân-ı kerîminde buyurur
kendi hem de:
“İnsanların bir çoğu,
yanacak cehennemde.”
O gün çoğu insanlar,
düşecektir azâba.
Bilmeyiz ki, onlara dâhil
miyiz acabâ?
Bir kısmı da cennete
gireceklerdir, fakat,
Ona girmek için de,
elimizde yok berat.
Cennete mi gireriz, yoksa
cehenneme mi?
Henüz belli değilken,
ağlamamak elde mi?
Bu günden tövbe edip
ağlayın ey insanlar!
Burada ağlamıyan, âhirette
çok ağlar.)
Bir gün de, birisine
ediyorken nasîhat,
Buyurdu: (“Âhiret”tir
asıl gâye ve maksat.
Rabbini sevdiğini
söylüyorsun ey insan!
Bu nasıl sevgidir ki,
edersin O’na isyân?
Seven, hiç sevdiğini
getirir mi gazaba?
Bil ki “Günâh”
işleyen, dûçâr olur azâba.
Zîrâ yaratıldı ki bu
insanlar ve cinler,
Allahü teâlâya ibâdet
eylesinler.
Sırf O’na “Kulluk”
iken yaratılış gâyemiz,
Nasıl bunu unutup, isyân edebiliriz?
Bir de “Helâl yemek”tir
dînimizin esâsı.
Zîrâ “Haram yiyen”in kabûl
olmaz duâsı.
Nitekim bir müslümân, “Haram”dan
yerse eğer,
Onun yedi uzvu da, Allaha
isyân eder.
Helâlinden yer ise bir
müslümân da şâyet,
Onun da yedi uzvu, yapar
hâlis ibâdet.
Eğer Rabbine karşı
edebliyse bir insan,
Nasıl yapabilir ki O’na
karşı bir isyân?)
|