|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
İmâm-ı Rabbânî “Rahmetullahi Aleyh”
OĞLUM, SEN NE GARİPSİN
Bu zât buyuruyor ki:
(Oğlum, sen ne garipsin.
Kulları memnun edip, Rabbi
gücendirirsin.
Daha mı mühimdir ki sence
kulun rızâsı,
Günâhlara dalarak, edersin
onu râzı.
Her sıkıntıyı aşmak arzu
edersen şâyet,
“Günâh”ını düşünüp,
istiğfâra devam et.
Sağlamlar hasta olur,
gençler olur ihtiyâr.
“Ecel”, her bir
insanı, bir gün gelip yakalar.
Çıkar senin rûhun da
cesedinden bir zaman.
Ânında ayrılırsın
evlâdından, malından.
Kefenlenip, mezara
konursun belki yarın.
Malların taksîm olur,
yetim kalır evlâdın.
“Günâh”ın
karşılığı, “Ateş” olur o günde.
Öyleyse iyi sakın bir
günâh gördüğünde.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Şimdi vardır cehennem.
Dünyâ ateşlerinden daha
şiddetlidir hem.
Bu şiddetli azaptan
kurtulabilmek için,
“Haram”dan
sakınması lâzım gelir kişinin.
Kim haramdan kaçarsa,
bulur izzet ve şeref.
Kim de “Günâh”
işlerse, zelîl olur mâlesef.
Her kişi, dünyâdaki her
amelinden, bizzât,
Hesâba çekilecek, gün gün
ve saat saat.
O, amel defterini görünce
satır satır,
Yaptığı “Günâh”lardan
mahcup olur, utanır.
Öyle çok üzülür ki, pişmân
olur bin kere.
Lâkin yoktur faydası, olan
olmuş bir kere.)
Aslâ dünyâ kelâmı
edilmezdi yanında.
Biri “Gıybet”
etseydi, sustururdu ânında.
Derdi: (Kötülenecek
biri varsa, o benim.
Gıybet büyük günâhtır,
cezâsı da pek elîm.)
Birisi gıybet yaptı bir
gün onun önünde.
Bu mübârek zât ise
oruçluydu o günde.
Gıybet eden adama buyurdu
ki o bizzât:
(Bu gün oruçlu idim,
sevâbı gitti fakat.)
O kimse hayret edip, şöyle
arz eyledi ki:
(Efendim, siz kimseyi
gıybet etmediniz ki.)
Buyurdu: (Öyle ama,
dinledim onu ben de.
Bu gıybet günâhında,
ortaktır dinliyen de.)
Birisine yazdığı mektupta
buyurdu ki:
(Gafletle yaşıyoruz,
öleceğiz halbuki.
Hep “Günâh”
işlemekle geçiyor günlerimiz.
Karardı isyân ile amel
defterlerimiz.
Dedikodu, iftirâ, yalan
gıybet sû-i zan.
Gece gün Rabbimize eyledik
“Günâh, isyân”.
Böyle günâh içinde biterse
bu ömrümüz,
Yarın kabûl görür mü
behâne ve özrümüz?
Bu cihân bahçesine “Gül”
için geldik, fakat,
Hep “Diken”
toplamakla ömrümüz geçti, heyhât!)
|