|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Abdullah Hayderî
“Rahmetullahi Aleyh”
ALLAH SENİ GÖRÜYOR
Allah adamlarından olan bu
mübârek zât,
Bir gün “Şükür”
hakkında şöyle etti nasîhat:
(Sâdece ağız ile
şükretmek, şükür olmaz.
Yâhut da kifâyetsiz şükür
olur, gâyet az.
Asıl “Şükür” odur ki,
vücûdun her âzâsı,
“Günâh”tan
kaçmalıdır, budur işin esâsı.
Meselâ “Göz”ün şükrü,
bakmamaktır “Haram”a.
Yâni haram önünde, olmalı
sanki âmâ.
Diğer âzâlar dahî
işlemezse tek “Haram”,
Ancak böyle yapanlar
şükretmiş olurlar tam.)
Yine bir sohbetinde
buyurdu ki: (Bir kimse,
“Günâh” işlediğine
pişmânlık duyar ise,
Bu hâli, onun için
bulunmaz bir nîmettir.
Zîrâ bu pişmânlığı, onun “Tövbe”
demektir.
Küçük günâha devam, olur “Günâh-ı
ekber”.
Büyük günâha devam, kulu
küfre sürükler.)
Bir gün de, bir genç geldi
bu “Velî”nin yanına.
Dedi ki: (Ey efendim, duâ
ediniz bana.
Gözlerimi, yabancı
kadınlara bakmaktan,
Hiç men edemiyorum,
korkuyorum yanmaktan.
Ne olur, bu hususta bana
yardım ediniz.
Bu babta nedir bana
tavsiye ve emriniz?)
Buyurdu ki: (Evlâdım,
sen ona baktığın an,
Bil ki, Hak teâlâ da sana
bakar o zaman.
Ve senin, o kadını
görmenden daha fazla,
Rabbin seni görüyor,
unutma bunu aslâ.
Sen O’nu görmesen de,
görüyor seni Allah.
Öyleyse O görürken,
işlenir mi hiç günâh?)
Bu söz, ziyâdesiyle tesir
etti o gence.
Bütün “Günâh”larına
tövbe etti hemence.
Artık çirkinliğini gördü
her bir “Günâh”ın.
Rabbânî tesir vardır
sözünde evliyânın.
Bir gün de buyurdu ki:
(Hâlis olan müslümân,
Sarılır emirlere, kaçınır
her “Günâh”tan.
Bilir ki, imtihâna
gelmiştir bu dünyâya.
Eğiktir boynu her an
Allahü teâlâya.
Kaçınır her “Günâh”tan,
aslâ uymaz nefsine.
Bilir ki kendi nefsi,
düşmandır kendisine.
Ey insanlar, “Haram”dan
kaçın tam hakkı ile.
Zîrâ kulun kıymeti,
ölçülür “Takvâ” ile.
“Nefis”, bir
canavardır, aslâ doymaz “Günâh”tan.
Karşı gelmekten başka,
kurtuluş olmaz ondan.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Sevin birbirinizi.
Eğer ki bir müslümân,
üzerse bir gün sizi,
Kusûru, kendinizde arayın
önce hemen.
Hiç onda aramaya
kalkışmayın kat’iyyen.
Deyin: “Ben yapmışım ki
bir günâhı muhakkak,
O kişi üzdü beni bu ameli
yaparak.”)
|