|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Muhammed
Saîd Fârûkî “Rahmetullahi Aleyh”
HER ÂNIMIZ İMTİHÂN
Bu zât buyuruyor ki: (Ya
hayır söyle, ya sus.
Her âzânı, hayırlı işlere
eyle mahsus.
Allahü teâlâyı unutturacak
olan,
Ne gibi işler varsa, uzak
dur hep onlardan.
“Haram”dan
gözlerini eyle tam muhâfaza.
Yoksa “Ateş”le
dolar yarın Allah mahfaza.
“Haram”dan bir
lokmacık yer ise eğer bir kul,
Tam kırk gün müddet ile,
duâsı olmaz kabûl.
Allahın kudretini
düşünseydi şu insan,
Yapamazdı elbette Ona “Günâh”
ve “İsyân”.
Onun için islâmda en güzel
şey “Takvâ”dır.
Yâni Allahtan korkup “Haram”dan
sakınmaktır.)
Bir gün de buyurdu ki (Bu
dünyâ, “İmtihân”dır.
Hattâ her ânımızda, birer
imtihân vardır.
An be an ya kazanır, yâhut
da kaybederiz.
Acı olan şudur ki,
bunlardan bîhaberiz.
Oturmada kalkmada, yemekte
uyumakta,
Kul imtihân geçirir
doğrusunu bulmakta.
Meselâ kim sokakta görse
bir “Güzel kadın”,
Bulur yine kendini, içinde
imtihânın.
Zîrâ nefis ve şeytân,
vesvese verip ona,
Derler ki: (Acele et,
bak şu güzel kadına.)
Lâkin kalbi ve rûhu derler
ki: (Bu iş günâh!
Sakın ona bakma ki,
nehyetti onu Allah.)
O, kalbinin sesine kulak
verip o anda,
Bakmazsa, o an için
kazanır imtihânda.
Nefsini tercîh edip
verirse karârını,
O “Günâh”ı işler ve
kaybeder imtihânı.
Bunun gibi, bir günde,
binlerce imtihân var,
İnsan “Hür irâde”yle
bunlara verir karar.
Bir yanda “Nefis,
şeytân”, ve bir yanda “Rabbimiz”,
Böyle imtihânlarla geçiyor
her vaktimiz.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Hak teâlâ, kullarda,
“İki korku”yu
birden cem etmez bir arada.
Bu dünyâda “Günâh”tan
kim kaçarsa, korkarak,
Korkutmaz âhirette o kulu
cenâbı Hak.
Her kim de hiç korkmadan
yaparsa “Günâh, isyân”,
Âhirette çok fazla
korkutulur o insan.
Bu korku, “Muhabbet”le
birlikte olmalıdır.
Yâni onun kökünde,
muhabbet, sevgi vardır.
Talebe, hocasından
çekinir, korkar fazla.
Ama çok sevmektedir
hocasını ihlâsla.
Şu birkaç günlük ömrü
bilerek büyük fırsat,
Allaha ibâdetle geçirmeli
her saat.
Allahın kullarına iyilik
etmelidir.
Bunu, kurtuluş için vesîle
bilmelidir.
Bütün “Haram”lardan
da kaçınmak pek evlâdır,
Bu dinde en kıymetli, en
üstün şey, “Takvâ”dır.)
|