|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Muhammed
Sâdık “Rahmetullahi Aleyh”
YÂ RABBÎ, AFFET BİZİ
Bu zât bir sohbetinde
buyurdu: (Ey cemâat!
“Günâhlardan kaçma”ya,
eyleyin sabır, sebât.
İbâdet yapmakta da
yapmayın ki gevşeklik,
Zîrâ “Esen yel”
gibi, geçip gider bu gençlik.
Bilin ki âhirette, herkese
vardır hesap.
Tövbesiz ölenlere yapılır
acı azap.
Aslâ işlemeyin ki “Haram”
ve “Günâh” işi,
Zîrâ pek şiddetlidir
cehennemin ateşi.
Sizden önce gidenler,
şimdi “Âh!” ediyorlar.
“Keşke bu günâhları
yapmasaydık” diyorlar.
Onların kaçırdığı o
fırsat, elinizde.
Öyleyse “Günâh”lara
dalmayın şimdi siz de.
Her kim “Günâh”
işlerse bu dünyâda gülerek,
Orada cehenneme atılır “Âh!”
ederek.)
Bu “Velî”,
Rabbimize sevgili, yakın zâttır.
Bir gün, münâcâtında şöyle
buyurmaktadır:
(Yâ rabbî, sen tanıttın
bize kendi zâtını.
Saçtın üzerimize lütuf ve
ihsânını.
Bize, bâzı şeyleri ettinse
de men, yasak,
Zararlı olduğundan “Haram”
kıldın muhakkak.
Yine de pek fazladır “Günâh”
ve “İsyân”ımız.
Lâkin günâhımıza, çoktur
pişmânlığımız.
Yâ rabbî, affet bizi, îmân
ettik biz sana.
Lâkin âsî nefsimiz,
aldattı bizi fenâ.
Bize güzel gösterdi “Günâh”
ve “Haram”ları.
Biz nefse aldanarak,
işledik hep onları.
Sen de cezâ vermekte acele
etmeyince,
Biz bundan da yüz bulduk
ve şımardık iyice.
Affına güvenerek, sana
isyân eyledik.
Nefsimiz de “Günâh”a
eyledi bizi teşvîk.
Halbuki bilirdik ki, çoksa
da mağfiretin,
Fakat azâbın dahî çetindir
gâyet senin.
Bunları bile bile,
aldandık nefsimize.
Sonsuz merhametinle yine
sen acı bize.
Yâ rabbî, sana karşı çok “İsyân”
ettik, fakat,
Af için, biz yine de
isteriz senden imdât.
Yâ rabbî, mahşer günü,
hesâb için Mîzâna,
Varmaya, bu “Günâh”la
yüzümüz yoktur sana.
Eğer ki affetmezsen bizi
ey Allahımız!
“Cehennem ateşi”ne
hiç yoktur tâkatımız.
Yâ rabbî, sen bizleri eyle
af ve mağfiret.
Zîrâ senin affının sınırı
yoktur elbet.
Sen bize “Akl-ı selîm”
ve “Yakîn” eyle ihsân.
Sana ibâdet edip,
yapmıyalım hiç isyân.
Çıkarıp kalbimizden bu “Dünyâ
sevgisi”ni,
Doldur onun yerine kendi
muhabbetini.
“Âhiret derdi” ile
dertlendir bizi esas.
Zîrâ bu dert yanında,
başka şey dert sayılmaz.)
|