|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Muhammed
Sâdık “Rahmetullahi Aleyh”
ÖYLE PİŞMÂN OLUR Kİ ...
Bu zât buyuruyor ki: (Çok
âcizdir şu insan.
Buna rağmen Allaha, o eder
en çok “İsyân”.
Öyle zelîl olur ki o bu
isyânlarıyle,
Ondan nefret ederler hattâ
şeytânlar bile.
Hayret ki, Rabbi ona
ettikçe bol bol ihsân,
O, bunlara karşılık eder
hep “Günâh, isyân”.
Halbuki olmasaydı Rabbin
ona ihsânı,
Kim koruyabilirdi her
şerden o insanı?
Kendisini yaratan, her an
varlıkta tutan,
O’dur hem kendisini
koruyan her korkudan.
Beşikten tâ mezara,
rızkını verir de hep,
O, yine Sâhibine “İsyân”
eder rûz-ü şeb.
Lâkin tövbe edip de,
ibâdet etse eğer,
Öyle azîz olur ki, gıbta
eder melekler.
Kardeşlerim, şudur ki
akılsız, ahmak insan,
Kendi Yaradan’ına eder hep
“Günâh, isyân”.
Buna rağmen görmeyip,
kendi günâhlarını,
Araştırır dâimâ başkasının
aybını.)
Allah adamlarından olan bu
evliyâ zât,
Genç bir talebesine şöyle
etti nasîhat:
(Ey oğlum, nasîhatim şudur
ki sana şu an:
“Allah korkusu” ile
yaşıyasın her zaman.
Çünkü her iyiliğin ve her
hayrın kaynağı,
“Allah korkusu” ile
yaşamaktır devamlı.
Onun emrine uyup, sakın ki
“Haram”lardan,
Sana, muvaffakıyet nasîb
etsin Yaradan.
Seni, nerede olsan, Allah
görür elbette.
Öyleyse hiç bulunma “Günâh”
bir harekette.
Kimin zerre miktârı
kalbinde varsa îmân,
Kurtulur âhirette cehennem
azâbından.
O gün kâfirler ise, güruh
güruh, peş peşe,
Yüz üstü sürüklenip,
atılırlar "Ateş"e.
Kan gelinceye kadar onlar
iki gözünden,
Ağlayıp yaş dökerler
küfürleri yüzünden.
“Vây hâlimize!”
deyip, ederler feryât, figân.
Lâkin bu feryâtların
faydası olmaz o an.
Kalplerin titrediği çok
korkunç yerdir o yer.
Geçmez o gün kat’iyyen
özür ve behâneler.
Allahın huzûrunda, o gün
bütün ins ve cin,
Amel defterleriyle
toplanır “Hesâb” için.
Kim Allahtan korkmayıp,
yapmışsa “Günâh, isyân”,
Öyle pişmân olur ki,
anlatamaz hiç lisân.
O gün cümle insanlar,
korku, endîşededir.
Anne kaçar evlâttan,
herkes can derdindedir.
“Günâh” ağır
basarsa, olur büyük pişmânlık.
Lâkin olan olmuştur,
çâresi yoktur artık.)
|