|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Muhammed Mâsum Fârûkî
“Rahmetullahi Aleyh”
TAKVÂ, ALLAHTAN KORKMAKTIR
Allah adamlarından olan bu
mübârek zât,
Her gün, talebesine ederdi
çok nasîhat.
Yine bir sohbetinde
buyurdu ki bu âlim:
(Herhangi bir “Günâh”ı
işler ise eğer kim,
Hemence kalbi ile tövbe
eylemelidir.
Sonra da,dili ile istiğfâr
etmelidir.
Gizli olan “Günâh”a,
gizli tövbe etmeli.
Âşikâr olana da, âşikâr
eylemeli.
Lâkin her hâl-ü kârda, bir
“Günâh” ve “Seyyiât”,
İşlenince, melekler günâh
yazmaz üç saat.
O, bu müddet zarfında
tövbe ederse eğer,
Hiçbir günâh yazmazlar o
kimseye melekler.
Eğer tövbe etmezse, “Bir
günâh” yazar melek.
Daha büyük günâhtır
tövbeyi geciktirmek.
Tâ ölünceye kadar tövbe
kabûl edilir.
Kalp ile tövbe eden,
elbette affedilir.
“Takvâ” hâli,
insanda “Huy” ve “Ahlâk” olmalı.
Yâni kendiliğinden,
devamlı yapılmalı.
Hem sonra, “Haramlardan
sakınmak” tam ihlâsla,
“Emirleri yapmak”tan,
mühimdir daha fazla.
Zîrâ iyi işleri, yapabilir
her insan.
Fakat yalnız “Sıddîklar”,
yapmazlar “Günâh, isyân”.
Allahü teâlânın ihsânına
da, ancak,
“Zühd” ve “Takvâ”
sâhibi olanlar kavuşacak.
“Takvâ” demek,
Allahtan korkarak bir kimsenin,
“Haram” ve “Günâh”lardan
kaçınmasıdır kesin.
“Takvâ sâhibi” ile
oturmak, ibâdettir.
Onun ile konuşmak, rahmet
ve berekettir.
Onun ile kılınan bir namâz
iki rekât,
Gayriyle kılınandan,
efdaldir, hem de kat kat.)
Nasîhat istediler Hakkın
bu “Velî”sinden.
Buyurdu ki: (Evlâdım, emîn
olma nefsinden.
Zîrâ ondan başka bir
düşman yok sana daha.
Hattâ senden ziyâde, o,
düşmandır Allaha.
Çünkü onun sevdiği,
istediği ne ki var,
Dînin “Haram”
kıldığı şeylerdir hepsi onlar.
Yâni bu alçak nefsi yola
getirmek için,
“Dîne uymak”tan
başka, yolu yoktur kişinin.
Dînimizde olsa da birkaç
şey “Yasak, haram”,
Helâldir, fâideli türlü
şerbet ve taam.
Bir saatlik zamânı, “Namâz”a
ayırmayıp,
Boş şeylerle uğraşmak, hem
çok “Günâh”, hem ayıp.
Zengin olup, kırkta bir
miktârda az bir “Zekât”,
Vermemek, Hakka karşı, ne
de büyük bir inât.
O kadar çok mubâhı bırakıp
da, bir anlık,
“Haram”a el
uzatmak, ne büyük insâfsızlık.)
|