|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Abdülehad
Serhendî “Rahmetullahi Aleyh”
ALLAH SENİ SEVİYOR MU?
Bu zât buyuruyor ki: (Her
şeyden daha önce,
Dînimizi öğrenmek lâzım
gelir iyice.
Sonra da, ihlâs ile onu
tatbîk etmektir.
Çok küçük olsa bile, “Günâh”
işlememektir.
Nefsinin “Haram”
olan arzularını, şâyet,
Kim terk eder, yapmazsa,
bulur sonsuz seâdet.
Bir dünyâ lezzeti ki,
değilse “Haram, yasak”,
Ona izin vermiştir kullara
cenâbı Hak.
Onun için müslümân, ehli
sünnet üzere,
Bir îmân ve îtikat
edinmeli ilk kere.
Sonra, öğrenmelidir ne ise
“Farz” ve “Haram”.
Farzları edâ edip,
“Günâh”tan kaçmalı tam.
Zîrâ “Günâhkâr”lara,
Rabbimiz eder gazap.
Tövbesiz ölürlerse,
görürler acı azap.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Bir kulda edeb, hayâ,
Var ise, o kavuşur Allahü
teâlâya.
Bu gün, gaflet içinde
yaşıyan nice insan,
Kendi Yaradan’ına ediyor
günâh, isyân.
Nefsine tâbi olup, “Günâh”lara
dalanlar,
Cennet nîmetlerinden
mahrumdur yarın onlar.
Bunlar, bilmiyorlar mı
Allahın gördüğünü?
Ne cevap verecekler
ölünce, mahşer günü?
O “Sorgu suâl”
günü, elbette ki olacak.
Herkesin amelleri, önüne
konulacak.
Dünyâda “Haram”lardan
kaçınarak büsbütün,
Cennete girenlere,
müjdeler olsun o gün.
Dünyânın zevklerine hiç
aldanmıyanlara,
Ve Allahtan korkarak, “Günâh”tan
kaçanlara,
Çoluk çocuğunu da
koruyorlarsa eğer,
Bunlara, âhirette verilir
çok nîmetler.)
Yine bir gün, bir gence
buyurdu ki: (Evlâdım,
Nefsine aldanıp da, “Haram”a
atma adım.
Allahü teâlâyı seviyorsa
kim eğer,
Onun emirlerini severek
îfâ eder.
Yâni farzları yapıp,
kaçınır her “Günâh”tan.
“Haram”lar
karşısında, hayâ eder Allahtan.
Büyükler buyurur ki: Bir
kimse etse merak,
Ki, “Beni seviyor mu
acabâ cenâbı Hak?”
Baksın, her gün yaptığı
işlere, amellere.
Sevip sevmediğini, anlasın
buna göre.
“Haram”
ve “Günâh”larla uğraşıyorsa şâyet,
Bilsin ki sevmiyordur,
budur buna işâret.
Bir mü’min de, islâma
hizmet edemiyorsa,
Bilsin ki, “Günâh”ları
mâni olur bilhassa.
Ağlayıp sızlasın ki:
“Acabâ ne günâhım,
Var ki, nasîb olmuyor bana
bu, ey Allahım?”
Zîrâ cenâbı Allah buyurur
ki Kur’ânda:
“İstiğfâr ederseniz,
yetişirim imdâda”.)
|