|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
Abdülehad Serhendî “Rahmetullahi Aleyh”
KİMDİR GÜNÂH İŞLİYEN?
Bu zât buyuruyor ki:
Hakîkî bir müslümân,
İşliyemez bir “Günâh”,
Allahtan korkusundan.
Bir gün “Hazreti Ömer”,
halîfe iken, yine,
Hücûma geçmiş idi bir
düşman kalesine.
Lâkin kale düşmedi, günler
geçti aradan.
Topladı huzûruna askerini
o zaman.
Buyurdu ki: (Bu küffâr,
dayanamaz bu kadar.
Öyleyse aramızda bir
“Günâh” işliyen var.
Zîrâ şimdiye kadar
düşmeliydi bu kale.
Kim “Günâh” işliyorsa, son
versin o bu hâle.)
Sahâbe çok üzülüp, ağladı
cümlesi hep.
Dediler ki: (Acabâ ne oldu
buna sebep?)
O sırada, erlerden biri
öne çıkarak,
Hâlini, halîfeye arz etti
ağlıyarak.
Dedi ki: (Teheccüde
kalktığımda bu gece,
Misvaksız abdest alıp,
namâz kıldım öylece.
Ben, misvak sünnetine
edemedim riâyet.
Sebep bu olabilir, ne olur
beni affet.)
Buyurdu ki: (Evlâdım,
tövbe eyle Allaha.
Terk etme bu sünneti
bundan sonra bir daha.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Hakîkî bir müslümân,
Aslâ Rabbine karşı edemez
“Günâh, isyân”.
Çünkü o, âhireti düşünür
gece gündüz.
Dînin sınırlarını edemez
hiç tecâvüz.
Siz de, “Haram”
önünde kapayın gözünüzü.
Yoksa kabûl etmezler
mahşerde özrünüzü.
“Haram”a, bile bile
bakan bir müslümânın,
Gözüne, “Kızgın kurşun”
dökülür sonra yarın.
“Yalan” ve “Gıybet”
dahî, “Haram” ve çirkindir pek.
Bu iki “Günâh”tan da
şiddetle kaçmak gerek.
Rabbimiz, “İki kapak”
yarattı ki gözlerde,
Acele kapıyalım “Haram”
olan yerlerde.
“İki dudak” ile de yaptı
ki ağza kapak,
“Haram”dan
kaçınalım yerinde kapatarak.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Îmânı olan kişi,
Nasıl işliyebilir “Günâh”
olan bir işi?
Biri görecek olsa o fiili
işlerken,
Utanır ve vazgeçer o işi
işlemekten.
Halbuki Allah her an
görüyor kendisini.
Ve biliyor kalbinden neler
geçirdiğini.
O, O’nu görmese de,
görüyor onu Allah.
Bunu bilen bir kişi, nasıl
işler bir “Günâh”?
Ve Allah, kendisine
yakınken ondan daha,
O, nasıl bile bile “İsyân”
eder Allaha?
Yaptığı her günâhı,
kaydediyor melekler.
Mahşerde, bunlar ona
sorulur birer birer.
“Günâh” işliyenleri
görse idi o şâyet,
Sonlarını düşünür,
üzülürdü begâyet.)
|