|
03 - "HARAM"DAN KAÇMANIN
FAZİLETİ
İmâm-ı
Rabbânî “Kuddise Sirruh”
BİZ BAŞIBOŞ DEĞİLİZ
Bir gence mektûbunda
buyurdu ki: (Evlâdım!
Seni, bu “Doğru yol”dan
ayırmasın Allahım.
Ey oğlum, sana pek çok
lutfedip Hak teâlâ,
Şereflendirmiş idi tövbe
ve istiğfârla.
Şimdi bilmiyorum ki, “Nefis”
ile “Şeytân”ın,
Din bilgisi olmıyan “Kötü
arkadaş”ların,
Arasında, o temiz halde
kalabildin mi?
Bu üç güçlü düşmana karşı
durabildin mi?
Gençlik var ve para bol,
arkadaşlar uygunsuz.
Nefsin arzularını yapmak
kolay ve ucuz.
Ey oğlum, benim sana
diyeceğim, tek şudur:
Körpeciksin, yolun da
begâyet korkuludur.
Mubâhları, zarûret kadar
kullanmalıdır.
“Haram” ve “Günâh”lara
hiç uzanmamalıdır.
Zîrâ cenâbı Allah, acıyıp
bu kullara,
Mubâhla zevklenmeye, izin
verdi onlara.
Helâl olan sayısız şeyleri
bırakarak,
Onun “Haram”
kıldığı bir iki zevke sapmak,
Hakka karşı, ne kadar
büyük edebsizliktir.
Ne derece bir inât, ne
terbiyesizliktir.)
Allah adamlarından olan bu
mübârek zât,
Bir gün de, genç birine
şöyle etti nasîhat:
(Ey oğlum, “Haram”
ile beslenirse bir beden,
Hiç sevap kazanamaz
yaptığı ibâdetten.
Kazandığın maaşı helâl
ettirmemişsen,
Nasıl cevap verirsin
mahşerde Rabbine sen?
Ey oğlum, bizler kuluz,
Allahın emrindeyiz.
Kendi emrine buyruk ve
başıboş değiliz.
Her istediğimizi yapamayız
ki zinhâr,
Zîrâ Sâhibimizin bize
emirleri var.
Burada yaşamazsak Onun
emirleriyle,
Mezarda, “Pişmânlık”tan
başka şey geçmez ele.
Ey oğlum, gençlik çağı,
kâr ve kazanç vaktidir.
Mert olan, bu zamânı iyi
değerlendirir.
İhtiyârlık zamânı, herkese
olmaz nasîb.
Olsa da, vakit olmaz
elverişli, münâsip.
Vakit dahî bulunsa,
azalınca güç, kuvvet,
Yapılmaz gençlik gibi
yarar iş ve ibâdet.
Oğlum, nefsimiz için
yaparız nice şeyler.
Onlar, hep sorulacak
mahşerde birer birer.
O gün “Günâhlarımız”
konunca önümüze,
Nasıl mahcup oluruz, o
zaman Rabbimize.
“Hâzır”dır ve “Nâzır”dır
elbette cenâbı Hak.
Ve senin her işini
görmektedir muhakkak.
Bir kimsenin işinden,
Rabbi râzı olmazsa,
Ölmesi, hayırlıdır, onun
yaşamaktansa.
Bunları bile bile “Haram”ları
işlemek,
Müslümâna yakışan bir hâl
olmasa gerek.)
|